DOLAR 43,8779 0.04%
GBP 59,3200 0.03%
EURO 51,7281 0.04%
ALTIN 7.249,32-0,41
BIST 14.050,83-0,08%
BITCOIN 2813506-1.18308%
ETH 81559-0.35867%
İstanbul
11°

AZ BULUTLU

ÖZEL HABER
Abdullah Gül’den dünyaya Avrupa mesajı: Artık ihtiyaç duyan…
Dağlardan şehirlere kentsel madencilik… Madenciliğin yeni adresi metropoller oluyor

Dağlardan şehirlere kentsel madencilik… Madenciliğin yeni adresi metropoller oluyor

Dünya ekonomisi, petrolün yerini kritik madenlerin aldığı devasa bir jeopolitik satranç tahtasına dönüşürken; madencilik sektörü de dağların zirvesinden şehirlerin kalbine, laboratuvarların derinliğine iniyor. İş kadını ve maden stratejisti Zuhal Mansfield, Türkiye'nin önündeki 30 yılı şekillendirecek olan "Kentsel Madencilik" ve "Modern Simya" kavramlarını, sarsıcı veriler ve vizyoner bir bakış açısıyla masaya yatırıyor.

24/02/2026 15:28
Dağlardan şehirlere kentsel madencilik… Madenciliğin yeni adresi metropoller oluyor

Engin Çağlar

Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan krizler ve nadir toprak elementleri üzerindeki jeopolitik baskılar, madenciliği dağlardan metropollere indirdi. ‘Kentsel Madencilik’ vizyonuyla ezber bozan Zuhal Mansfield, Türkiye’nin elindeki devasa e-atık potansiyelini ‘ikinci maden sahası’ olarak ilan etti. 20 milyon hanedeki elektronik atığın ve savunma sanayi teknolojilerinin geleceğinin tartışıldığı bu süreçte Mansfield; katma değerli üretimin, ham madde ihracatından 50 kat daha fazla kazanç sağlayabileceği tarihi bir dönüşümün şifrelerini paylaşıyor.

Mansfield’ın açıklamaları Türkiye’nin ham madde ülkesi olmaktan çıkıp bir teknoloji devine dönüşme yol haritasını gözler önüne seriyor.

Zuhal Mansfield

20 MİLYON EV, 20 MİLYON POTANSİYEL ATIK DEMEK

Mansfield, klasik madencilik anlayışını kökten değiştiren bir tespitle başlıyor; Kentsel Madencilik. Türkiye’nin 85 milyonluk nüfusu ve 20 milyonu aşkın hanesiyle devasa bir “ikincil kaynak” deposu olduğunu vurgulayan Mansfield, şu soruları yöneltiyor: “Kaç tane televizyon, klima, jenaratör, güneş paneli, rüzgâr türbini ve akü var? Bunların içinde mutlaka Nadir Toprak Elementleri (NTE) var.”

“Madencilik artık sadece dağlarda değil, şehirlerde olacak,” diyen Mansfield, özellikle 5-6 yıl sonra elektrikli araç akülerinin değişim sürecinin başlamasıyla bu işin bir mecburiyet haline geleceğini ifade ediyor. Mansfield’a göre geri kazanım (geri dönüşümden öte, ham maddenin orijinal niteliğiyle sisteme dahil edilmesi), F-35’ten S-400’e, rüzgâr türbinlerinden jeneratörlere kadar her türlü kritik teknolojinin bekası için tek yol.

MADEN ÇIKARMAK İŞ, KATMA DEĞER STRATEJİDİR

Türkiye, Eskişehir Beylikova yatağı ile dünyanın en büyük ikinci Nadir Toprak Elementleri rezervine sahip. Ancak Mansfield, asıl meselenin rezervin büyüklüğü değil, bu rezervin hangi “zincirde” yer aldığı olduğunu savunuyor:

“Toz oksit mi ihraç edeceğiz, yoksa mıknatıs ve motor mu? Ham madde 500 dolar iken, işlendiğinde 35 bin dolara, hatta simya laboratuvarlarında gramı 30 milyon dolarlık maddelere dönüşebilir.”

Mansfield, Türkiye’nin bu noktada “ham madde ihracatçısı mı, yoksa değer zinciri aktörü mü?” sorusuna yanıt vermesi gerektiğini belirtiyor. Beylikova projesinin sadece bir maden projesi olmadığını, Türkiye’nin küresel ligdeki yerini belirleyecek bir “medeniyet projesi” olduğunu vurguluyor.

Zuhal Mansfield

LABORATUVARLAR YENİ OCAKLAR OLUYOR

Madenciliğin nükleer fizik, yapay zekâ ve malzeme bilimiyle iç içe geçtiği “Modern Simya” döneminde; Kaliforniyum gibi gramı milyonlarca dolar eden izotoplar ve laboratuvar üretimi sentetik elmaslar konuşuluyor. Mansfield, kentsel madencilik tesislerini basit geri dönüşüm merkezlerinden çıkarıp birer Ar-Ge ve Teknoloji Lisansı Odağına dönüştürmek için üç aşamalı bir plan öneriyor:

Gerçeği Netleştirmek:

Uluslararası standartlarda bağımsız rezerv doğrulaması ve şeffaf veri altyapısı.

Uçtan Uca Zincir:

Eskişehir çevresinde “Nadir Toprak & Mıknatıs İhtisas Bölgesi” kurarak kentsel madencilikle birleşen bir kümelenme yaratmak.

Milli Patent Portföyü:

Daha az nadir elementle yüksek performans sağlayan mıknatıslar ve yeni batarya kimyaları geliştirerek “teknoloji lisansı” ihraç etmek.

KASIM 2026 EŞİĞİ VE TÜRKİYE’NİN KOZU

Çin’in nadir toprak elementleri üzerindeki ihracat kısıtlamaları ve Avrupa’nın otomobil fabrikalarının durma noktasına gelmesi, Mansfield’a göre “tam serbest piyasa dönemi”nin bittiğinin kanıtı. Mansfield, Çin’in verdiği “bir yıllık mola”nın Kasım 2026’da dolacağını hatırlatarak kritik uyarıyı yapıyor:

“Türkiye o masada elinde kâğıt mı tutacak, yoksa koz mu? Eğer biz bu çağın simyasını doğru okursak; cevheri çıkarır, bilgiyle işler ve stratejiyle taçlandırırsak, Türkiye sadece maden satan değil, geleceğin sanayisini besleyen vazgeçilmez bir ülke olur.”

TÜRKİYE İÇİN YOL HARİTASI NET

Şehirlerin atığını kentsel madencilikle kazanmak, Beylikova’nın cevherini rafinajla uç ürüne dönüştürmek ve bu süreci nükleer fizik ve yapay zekâ destekli “modern simya” ile bir teknoloji ihraç modeline taşımak. Karar bizim; ya taşı yöneteceğiz ya da stratejiyi.

En az 10 karakter gerekli