Yüksek enflasyonun yarattığı maliyet baskısı, Türkiye’deki pek çok şirketi “bütçe disiplini” adı altında kritik kararlar almaya zorluyor. Ancak iş dünyasının deneyimli isimlerinden Öykü Taşkol’a göre bu kararların önemli bir bölümü stratejik hata niteliği taşıyor.
“MAAŞINI VERİYORUM YA!” DÖNEMİ SONA ERDİ
Taşkol, bütçe planlama dönemlerinde yapılan ilk kesintinin çoğu zaman eğitim, gelişim ve danışmanlık harcamaları olduğunu belirterek bu yaklaşımı sert sözlerle eleştiriyor.
“Bazı yöneticiler sanıyor ki o eğitim bütçesiyle şirket zengin olacak. Oysa kasa bitmişse ve nitelikli çalışanı tutamıyorsanız, bu işverenin stratejik hatasıdır. Hız yapmak istediğiniz bir aracı, benzin almayıp kapıda yatırmak ne kadar mantıklıysa, çalışandan kesinti yaparak büyümeyi beklemek de o kadar gaflettir.”
Taşkol’a göre bütçe disiplini, yeteneği yönetme disiplininden sonra gelmeli. Şirketin en güçlü kası finansal tablolar değil; kriz anında B ve C planlarını oluşturabilecek yetenekli personelin kuruma duyduğu aidiyet.
YENİ SADAKAT: SÜRE DEĞİL ETKİ
Geleneksel 09.00-18.00 mesaisi ve uzun yıllara dayanan kurumsal sadakat anlayışının yerini daha dinamik bir modele bıraktığını belirten Taşkol, “Kimse artık sadık değil” söylemine katılmıyor. Ona göre sadakat ortadan kalkmadı, biçim değiştirdi.
Çalışanlar artık bir şirkette kaç yıl kaldıklarıyla değil, o süre içinde ne kadar değer ürettikleriyle var oluyor. Kurumlar da “pozisyon” merkezli değil, “yetkinlik” merkezli yapılanmalara yöneliyor.
GELECEĞİN MODELİ: HİBRİT VE PROJE BAZLI ORTAKLIK
Taşkol, geleceğin iş dünyasını üç temel yapı üzerinden tanımlıyor:
•Çekirdek Omurga: Kurum kültürünü taşıyan sabit ekip.
•Değişken Uzmanlıklar: İhtiyaç anında sisteme dahil olan, proje tamamlandığında yerini bir sonraki uzmana bırakan esnek yapı.
•Etki Odaklılık: Çalışanın değeri, kıdemle değil yarattığı sonuçla ölçülüyor.
Bu modelde şirketlerin kalıcı kadroları daha yalın hale gelirken, uzmanlık gerektiren alanlarda proje bazlı iş birlikleri artıyor.
YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA 3 KRİTİK YETKİNLİK
Teknolojik işsizlik riskinin artık soyut bir tehdit olmadığını vurgulayan Taşkol, çalışanların sistem dışı kalmamak için üç temel yetkinlik geliştirmesi gerektiğini söylüyor:
1. Risk Yönetimi ve Aksiyon
“Benim yaptığım iş neye dönüşüyor?” sorusunu sormayan herkes risk altında. Problemi doğru adlandırıp erken pozisyon almak hayati önem taşıyor.
2. Sürekli Öğrenme ve Yeni Forma Hazırlık
Kariyerler artık düz bir çizgi izlemiyor. Yapay zekâyı tehdit değil kaldıraç olarak gören ve kendini sürekli güncelleyenler avantaj sağlayacak.
3. Özgünlük ve Düşünme Kalitesi
Kopyala-yapıştır dünyasında eleştirel düşünme, problem çözme ve özgün üretim en değerli sermaye haline geliyor. “Üretileni sorgulamadan kabul etmek zamanla düşünme kasını zayıflatır” uyarısında bulunuyor.
LİDERLİK ANLAYIŞI DA DEĞİŞMELİ
Taşkol’a göre dönüşüm yalnızca çalışan tarafında değil. İşverenlerin de değişken ekipleri yönetebilecek, dijital entegrasyonu kurgulayabilecek ve çekirdek kültürü koruyabilecek yeni bir liderlik anlayışı geliştirmesi gerekiyor.
“Bütçe kısarak yeteneği kaybetme riskini almak finansal bir zorunluluk değil, bir yönetim tercihidir” diyen Taşkol, ekonomik kriz dönemlerinde insanı merkeze almayan stratejilerin uzun vadede şirketleri zayıflattığını vurguluyor.