Kayseri mutfağı, Anadolu’nun en köklü gastronomi hazinelerinden bir. Asırlardır evlerde yoğrulan hamurlar, ince ince işlenen mantılar, sabır ve emekle olgunlaştırılan pastırmalar bu coğrafyanın yemek kültürünü yalnızca bir lezzet repertuvarı değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam biçimi haline getiriyor. İşte tam da bu geleneksel kültürün içinden doğan Çemen’s, bugün Anadolu ruhunu modern sofralara taşıyan öncü markalardan biri olarak öne çıkıyor.

Markanın kurucusu Hülya Tiritoğlu, yolculuğunu 2010 yılında pastırma ve sucuk gibi yöresel et ürünlerinin satıldığı küçük bir mağazada başlatmış. Ancak piyasada aradığı gerçek “Kayseri el mantısı”nı bulamaması, ona yepyeni bir yol açmış. Üç kadınla kurduğu küçük mantı atölyesi, zamanla hem Çemen’s’in üretim kimliğini hem de markanın ruhunu belirleyen ilk adım olmuş. Tiritoğlu’nun ifadesiyle, bu kadınların hayat hikâyeleri ve evlerinde ustalıkla hazırladıkları geleneksel yemekler, Çemen’s’in bugün taşıdığı kültürel mirasın en güçlü kaynağı…
Bugün Çemen’s, ata reçetelerden ilham alan, Anadolu’nun ruhunu taşıyan ancak yeni nesil beslenme alışkanlıklarına da uyum sağlayan ürünleriyle fark yaratıyor. Üretimin tamamının kadınlar tarafından yapılması ise markayı bir gıda girişiminden öteye taşıyarak sosyal bir dönüşüm hikâyesine dönüştürüyor. Evinden dışarı adım atmamış kadınların ustabaşılığa yükseldiği, ekonomik ve sosyal özgürlük kazandığı bir yapı oluşturan Tiritoğlu hem Kayseri mutfağının özünü koruyor hem de kadın emeğini görünür kılıyor.
Gelin bu başarı hikayesini kahramanından dinleyelim…
2010 yılında Kayseri’nin yöreselleri pastırma ve sucuk başta olmak üzere, et ürünleri satış mağazası olarak başladığım bu yolda, istediğim gibi bir Kayseri el mantısı bulamadığım için 3 kadın ile küçük bir mantı atölyesi kurdum ve Çemen’s marka hikayesi üretim yolculuğuna başladı…
Beni en çok motive eden şey; Atölyede çalışan kadınların hayat hikayeleri ile aslında bu işin ne kadar önemli ve değerli olduğunu fark ettim. Çünkü Kayseri’de yaşayan kadınların en iyi bildiği şey evde yapılan geleneksel Kayseri yemekleriydi.
Ailelerimizin ve atalarımızın yıllardır Kayseri’de yaşamış olması ve evde yapılan bu yemeklere tanıklık etmiş olmam bu kültürel mirası korumak adına bana bir sorumluluk yükledi. Eski reçetelere bağlı kalarak geleneksel yemeklerin yanında yeni nesil beslenme alışkanlıklarına uygun yeni reçetelerle ürünler üretiyoruz. Kısa sürede pişirme ve sunum konseptli ürünlerle yeniliği bu şekilde dengeliyoruz.
Anadolu’nun yöresel mutfağı, büyük emek ve özveri gerektiren bir mirasımızdır. Bazı yemekler adeta nakış gibi işlenerek ortaya çıkar. Bu ince el mahareti gerektiren yemekleri, kadınlar büyük bir sabır ve özenle hazırlamaktadır. Kadınların işlerine duyduğu tutku, üretimin kalitesine de önemli katkı sağlar. Aslında pek çok hikâyemiz var. Örneğin, eşi izin vermediği için mantı doldurmaya gelemeyen bir çalışanımız, bir yıl sonra tekrar işe başladı; hatta eşi, “Evde çok mutsuzsun” diyerek kendisi işe dönmesi için teşvik etti. Hayatında hiç çalışmamış olan kadınlarımız ise bizimle işe başlayıp bugün aşçıbaşı konumuna geldiler. Aileleri başlangıçta izin vermemiş ve büyük zorluklar çıkarmış olsa da şu anda ustabaşı olarak görev yapıyorlar.
Kadınlar aslında en küçük şeylerden bile mutlu olabiliyor. Değer verildiğini hissetmek ve saygı görmek ise her kadının hak ettiği bir şey. Toplumsal konular ve kadınların kişisel sorunlarına yönelik eğitimler onları çok mutlu ediyor. Birebir konuşup soru sorarak çözüm bulmalarına katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bu da işlerine daha çok bağlanmalarını ve yaptıkları işi severek sürdürmelerini sağlıyor.
Kadınların iş hayatındaki en büyük engel çevrenin bakış açısı ve desteklememeleri. İş ve sektörleri konusunda daha çok bilgi sahibi olmaları onları iyi bir yönetici yapar. Kendilerini kanıtlamaları uzun sürebilir fakat istikrarlı ve belirli bir çizgide devam etmeleri sonuçta güzel işler ortaya çıkaracaktır.
Tüketiciler sağlıklı ve doğal ürünlere ulaşmakta büyük zorluk yaşıyor. Bu nedenle tedarikçilerimizi bizzat tanıyor, yerinde ziyaret ediyor ve ürettikleri ürünler ile hammaddelerin kalitesinden emin olduktan sonra alım yapıyoruz. Uzun süreli tedarikçi iş birliklerimiz de bu güvenin bir sonucu. Ata buğdayı ürünleriyle hazırladığımız yöresel yemeklerimizi coğrafi işaretlerle buluşturuyoruz. Daha çok Ar-Ge çalışmaları, denemeler ve araştırmalar yaparak her neslin beğenebileceği yeni ve trend ürünler geliştirmek için çalışıyoruz.
Anadolu yemekleri ürünlerimizi daha çok ulusal marketlerde ve herkesin kolayca ulaşabileceği lokasyonlarda yaygınlaştırarak ve aynı zamanda e-ticaret sitemizde satışını duyurarak, hem iç piyasada hem de dış piyasada ihracat yaparak yöresel coğrafi işaretli ürünlerimizi tüm dünyada duyurmak istiyoruz.
GÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
11 gün önceGÜNDEM KORİDORU
13 gün önceGÜNDEM KORİDORU
20 gün önceKARİYER
27 gün önceGÜNDEM KORİDORU
28 gün önceEKONOMİ
28 gün önce