Dünyanın önde gelen tüketim ürünleri fuarlarından olan ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından profesyonel alıcıları bir araya getiren Ambiente 2026, Türk mutfak ve ev eşyaları sektörünün üretim gücünü, yenilik kapasitesini ve küresel tedarik zincirindeki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koydu. Plastik mutfak eşyalarından pişirme gruplarına, sofra ürünlerinden banyo ve ev düzenleme çözümlerine kadar geniş bir ürün yelpazesiyle fuarda yer alan Türk firmaları, yeni tasarımlarını ve teknolojik yeniliklerini uluslararası alıcılara sundu.
Türkiye, fuarda 29’uncu kez milli katılımla yer alırken, 82’si milli katılım, 144’ü bireysel olmak üzere toplam 226 firma ile en yüksek katılım gösteren ülkeler arasında yer aldı. Fuara ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Talha Özger, Türk firmalarının zorlu küresel koşullara rağmen yenilikten vazgeçmediğini vurguladı. Özger, “Fuarda bulunan 226 firmamızın tamamında en az iki-üç somut yenilik görmek mümkün. Bu kadar belirsizliğin, sıkıntının ve maliyet baskısının olduğu bir dönemde dahi firmalarımız tasarım, teknoloji ve ürün geliştirme konusunda büyük bir çaba ortaya koyuyor. Dünyanın içerisinden geçtiği böylesi bir dönemde yeniliklerin peşini bırakmamak ve hep bir fark yaratmaya çalışmak gerçekten kolay değil. Bu, sektörümüz adına son derece kıymetli ve bu firmalarımız bizim sektörümüzün yüz akı.” dedi.
Küresel rekabetin her geçen gün daha da sertleştiğine dikkat çeken Özger, özellikle Çin’in artan etkisine karşı uyarılarda bulundu. Özger, “Geçmişte ‘Çin denince fiyat, İtalya denince tasarım’ denirdi. Bugün ise Çin, fiyat, kalite ve tasarımı aynı anda sunabiliyor. Bu tablo bize asla rehavete kapılma lüksümüzün olmadığını söylüyor. Yakın pazarlarda güçlü olduğumuzu düşünerek gardımızı düşürdüğümüzde, rakipler bu alanı çok hızlı doldurabiliyor. Almanya bende, İtalya bende, Fransa bende gibi rehavete kapılırsanız rakip gelip onu alıyor. Bu nedenle geleneksel pazarlarımızı daima diri tutmak, sıcak tutmak gerekiyor. Fuara katıldık, kendi müşterilerimizle ve potansiyel müşterilerle görüştük, fiyat aldık verdik ama bu iletişim 360 derece dönmesi gereken bir iletişim. İhracat artık böyle bir iş.” diye konuştu.
Özger, ihracatta yakın pazar–uzak pazar dengesinin kritik önem taşıdığını vurgulayarak, “Uzak pazarlara odaklanırken yakın coğrafyayı kaybetmemek zorundayız. İhracat önce yakın pazarda başlar, sonra uzak pazarlara yayılır. Bugün yakın pazarlardaki ve Avrupa’daki küçük kayıplar bile toplam ihracat performansını ciddi şekilde etkileyebiliyor.” ifadelerini kullandı.
Türk mutfak eşyaları sektörünün küresel ölçekte kalıcı başarı elde etmesi için uzun vadeli bir vizyona ihtiyaç olduğunun altını çizen Özger, bunun tek tek firmaların çabasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Özger, “Bu iş, günü kurtaran adımlarla çözülecek bir konu değil. Orta, uzun ve daha da uzun vadeli bir stratejiye ihtiyaç var. Markalaşma, algı yönetimi ve küresel konumlandırma, sektörün tüm paydaşlarını kapsayan bir yaklaşımla ele alınmalı.” dedi.
Çinli firmalarla yalnızca rekabet değil, doğru zeminlerde iş birliği modellerinin de gündemde olması gerektiğini ifade eden Özger, “Çinli firmaların Türkiye’ye olan ihracatı giderek artıyor. Korumacılık tedbirleriyle bunu önlemeye çalışıyoruz ama ondan ziyade biz üreticiler olarak biraz daha teknolojiye, tasarıma, yatırım yaparak bunu önleyebiliriz. Aslında bu noktada Çinli firmalar bizim için önemli fırsat da sunuyor. Onlarla rakip olmak yerine, bazı alanlarda güçlerimizi birleştirmek, sektörümüzü daha hızlı ileri taşıyabilir. Çinlilerin üretim gücü ile bizim pazarlama kabiliyetimizi ve esnek üretim yapımızı bir araya getirecek iş birlikleri, orta ve uzun vadede önemli fırsatlar yaratabilir. Onlar da bizim gibi sorunları çözebilme becerilerine sahipler.” değerlendirmesinde bulundu.
İhracatta geçtiğimiz yıldan gelen sorunların devam ettiğini belirten Özger, bu sene hedefi mevcudu korumak ve mümkünse az da olsa üzerine çıkmak olarak belirlediklerini söyledi. Özger, “Biraz gerçekçi olmak gerekiyor. Onun için de biz diyoruz ki mevcudu koruyalım, ufak da olsa bir artış gösterelim. Kaybetmiş olduğumuz pazarları tekrar geri alalım ve bu pazarlarda orta vadede de tekrardan kalıcı olalım.” ifadelerini kullandı.
İhracatçılar için bu sene en büyük riskin finansal olarak zora düşmeden seneyi kapatmak olduğunun altını çizen Özger, “Bizler döviz kredilerini hep ihracat gelirlerine istinaden kullanıyoruz. En büyük tehdit de işte bu finansal zorluğa düşmeden seneyi atlatmak. Çünkü hepimiz farklı sorunlarla karşı karşıyayken ve yatırımda bu sürece yakalandık. Eğer bu seneyi atlatırsak yarınlar daha güzel olacak diyebiliyorum.” dedi.
Ambiente 2026’nın, Türk mutfak ve ev eşyaları sektörünün küresel vitrinlerinden biri olmaya devam ettiğini vurgulayan Özger, fuarda kurulan temasların yalnızca bugünü değil, önümüzdeki yılların ihracat performansını da şekillendireceğini ifade etti.
KARİYER
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
7 gün önceEKONOMİ
7 gün önceGÜNDEM KORİDORU
10 gün önceGÜNDEM KORİDORU
12 gün önceGÜNDEM KORİDORU
18 gün önceGÜNDEM KORİDORU
21 gün önce