L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, güzelliğin yalnızca fiziksel görünümle sınırlı olmadığını; özgüven, bakım, aidiyet ve toplumsal kalkınmayla bağlantılı bir kavram olduğunu belirtti. Şirketin, bireylerin kendilerini daha iyi hissetmelerine katkı sunmayı ve toplumsal fayda yaratmayı hedeflediğini ifade etti.
1986’dan bu yana faaliyet gösteren şirket; tüketici ürünleri, lüks, profesyonel ürünler ve dermatolojik güzellik olmak üzere dört ana iş birimiyle çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye genelinde yüz binlerce satış noktasında yer alan ürünleriyle yaklaşık 27 milyon tüketiciye ulaştığı belirtiliyor.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE TEKNOLOJİ YATIRIMLARI
Kendini “tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi” olarak tanımlayan L’Oréal, küresel ölçekte Ar-Ge ve inovasyona önemli kaynak ayırıyor. Şirketin dünya genelinde binlerce bilim insanı ve teknoloji uzmanıyla çalıştığı, her yıl yüzlerce patente imza attığı ifade ediliyor. İstanbul’un da grubun açık inovasyon merkezlerinden biri olduğu bilgisi paylaşıldı.
Türkiye’de 2014 yılında başlayan dijitalleşme süreci kapsamında geliştirilen servislerin sayısı 22’ye ulaşırken, bu platformlar üzerinden milyonlarca kullanıcıya erişildiği ve yapay zekâ destekli uygulamalarla kişiselleştirilmiş deneyimler sunulduğu belirtildi.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE EKONOMİYE KATKI
Şirket, sürdürülebilirlik çalışmalarını “Gelecek İçin L’Oréal” programı kapsamında yürütüyor. Bu çerçevede Türkiye’deki operasyonlarda yenilenebilir enerji kullanımı, karbon emisyonunun azaltılması ve plastik kullanımının sınırlandırılması gibi uygulamalar öne çıkıyor.
Ekonomik etki açısından ise şirketin değer zinciri boyunca önemli bir katkı sağladığı; doğrudan ve dolaylı olarak 10 binden fazla kişiye istihdam oluşturduğu ifade ediliyor. Ayrıca, ekosistem içinde yaratılan her bir istihdamın Türkiye genelinde ek istihdamı desteklediğine dikkat çekiliyor.