DOLAR 44,4980 0.05%
GBP 59,2741 -0.46%
EURO 51,7359 -0.34%
ALTIN 6.665,79-2,02
BIST 13.051,690,88%
BITCOIN 2976722-2.63488%
ETH 91678-3.28589%
İstanbul
14°

PARÇALI AZ BULUTLU

ÖZEL HABER
“Türkiye’nin dijitalleşmesinde yeni bir dönem başlıyor”
Sıfır atık ve gençler COP31’in odak noktası

Sıfır atık ve gençler COP31’in odak noktası

ÇEVKO Vakfı, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşilerle Sıfır Atık uygulamalarını, iklim krizinin acil boyutlarını ve gençlerin karar alma süreçlerindeki aktif rolünü gündeme taşıdı. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde yapılan söyleşilerde, Sıfır Atık’ın iklim mücadelesine katkısı, Türkiye’nin sürdürülebilirlik stratejileri ve genç neslin politika üretimindeki önemi detaylı şekilde ele alındı.

02/04/2026 15:05
Sıfır atık ve gençler COP31’in odak noktası

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor.

Söyleşilerin 2026 yılı ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlendi ve bu yılın ilk söyleşisi, Türkiye’nin katkısıyla Birleşmiş Milletlerce kabul edilen 30 Mart Dünya Sıfır Atık Günü’nde, yoğun bir katılımla gerçekleşti.

Moderatörlüğünü Küresel Gazeteciler Cemiyeti Dış Medya ve Meclis Başkan Vekili Ahmet Coşkunaydın’ın üstlendiği çevrim içi söyleşinin konuşmacıları ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz ve Eskişehir Teknik Üniversitesi İklim Elçisi Saliha Şebnem Şen oldular.

“SIFIR ATIK UYGULAMASI YAYGINLAŞIRSA YILDA 1,5 GİGATON SALIM ÖNLENEBİLİR”

Her yıl bir ülkede yapılmakta olan iklim ile ilgili BM Taraflar Konferansları’nın bu yıl Antalya’da gerçekleşecek 31.’sinde ilk kez Sıfır Atık kavramının gündeme geleceğinin belirtildiğini vurgulayan Mete İmer “Sıfır Atık, aslında, döngüsel ekonominin getirdiği bir hedeftir.  Bir başka deyişle, ürünlerin yaşam döngüsünde değerlendirilemeyen en az atığa ulaşma hedefidir.  Türkiye’de bir devlet politikası haline gelen Sıfır Atık, Türkiye’nin gayretleriyle Birleşmiş Milletler’ce de tanınmış bir slogan ve kavram haline gelmiştir,” dedi.

ÇEVKO Vakfı’nın atık yönetiminde uzmanlaşmış bir vakıf olduğunu hatırlatan İmer bu gözle yaptığı değerlendirmede: “Sıfır Atık özellikle tüketim sonucu oluşan tüm atıkların kaynağında ayrı toplanarak değerlendirilmesi anlamına gelmektedir.  Tüketim sonrası oluşan atıkların toplanmasında ülkemizde yasal olarak belediyeler görevlendirilmiştir.  Sıfır atığa ulaşmak için, evlerimizden, iş yerlerimizden çıkan atıklar bakımından, “geri dönüştürülebilir” ve “kompostlanabilir” halde ikili biriktirme ve toplama yöntemi, en basit ve pratik çözümdür.  Atıkların artık birer hammadde olması nedeniyle sanayi de sorumluluk altına girmiş ve dünyada belediyelerle iş birliği içinde çalışan Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) sistemleri, finansal ve yönetsel bir model olarak ortaya çıkmıştır,” dedikten sonra Sıfır Atık uygulamasında başarı, sürdürülebilirlik ve yüksek verim elde etmek için alt yapının tamamlanması, özellikle Avrupa’da uzun yıllardır uygulanmakta olan ve on beş yıl boyunca ülkemizde de uygulanmış bulunan GÜS modelinin yeniden uygulamaya alınması gerektiğini savundu.

ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Sıfır Atık uygulamasının dünyada yaygınlaşması durumunda iklim mücadelesindeki somut karşılığını şu çarpıcı verilerle ortaya koydu: “Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, Sıfır Atık çalışmalarının dünya genelinde aktif hale gelmesi 1,5 gigatonluk bir salım azaltımı sağlayabilir; bu miktar Almanya ve Japonya’nın toplam yıllık salımlarına eşittir ve 2025 verilerine göre dünyadaki yıllık sera gazı salımlarının yaklaşık yüzde 3’üne karşılık gelmektedir.”

Cevko Vakfi Soylesileri MART 02

“TÜRKİYE OLARAK “DİRENÇLİLİK” KAVRAMINA ODAKLANMALIYIZ”

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, konuşmasında iklim krizinin ulaştığı noktayı IPCC gibi hükümetler arası yapıların “kontrollü” açıklamalarının ötesine geçen çarpıcı verilerle ortaya koydu.

Atmosferdeki karbondioksit seviyesinin sanayi öncesi dönemdeki 280 ppm’den bugün 430 ppm’e yükseldiğini hatırlatan Kurnaz, bu gidişatın dünya genelinde 4-5 C’lik korkunç bir ısınmaya doğru evrildiğini vurguladı. Özellikle 1,5 C eşiğinin aşılmasıyla Bangladeş’te yaklaşık 40 milyon insanın sular altında kalacak yerleşim yerlerinden göç etmek zorunda olacağını belirten Kurnaz, bu hareketliliğin komşu ülkelerle birlikte 60-80 milyon kişilik bir mülteci dalgası olarak Türkiye sınırlarına dayanabileceği uyarısında bulundu.  Uluslararası iklim müzakerelerindeki “oy birliği” kuralının ciddi kararlar alınmasını imkansız kıldığını ifade eden Kurnaz, mevcut yapının işlevsizliğini “İklim müzakerelerine dair tüm umutlarımı Bakü’de bıraktım” sözleriyle eleştirdi.

Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesindeki tabloyu da değerlendiren Prof. Dr. Levent Kurnaz, Antalya sokaklarındaki vatandaştan iş dünyasına kadar geniş bir kesimde farkındalık eksikliği olduğunu belirten Kurnaz, hazırlıkların sadece lojistik ve konaklama odaklı kalmaması gerektiğini vurguladı.  Politika geliştirme süreçlerinin yeterince kapsayıcı ilerlemediğini ifade eden Kurnaz, Türkiye’nin çabasının büyük kısmını “Belalar başımıza gelmeden önce kendimizi nasıl koruruz?” sorusuna, yani “dirençlilik” kavramına ayırması gerektiğini söyledi.  Kamu, sivil toplum ve iş dünyasının samimi ve gerçek bir ajanda ile bir araya gelmesi gerektiğini hatırlatan Kurnaz, iklim konusunun sadece zirve dönemlerinde değil, sonrasında da kalıcı bir devlet politikası olarak içselleştirilmesi gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.

“GENÇLER KARAR ALMA MEKANİZMALARINDA DA AKTİF ROL ALMAK İSTİYOR”

Eskişehir Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği öğrencisi, İklim Elçisi ve İklim Elçileri Koordinatör Yardımcısı olan Saliha Şebnem Şen, Türkiye’deki üniversitelerde 2021 yılından bu yana her kurumun temsilciler belirleyerek iklim farkındalığını artırmaya yönelik kapasite geliştirme eğitimleri aldığını ve politika süreçlerinde aktif rol üstlendiğini belirtti. COP31’in Türkiye ev sahipliğinde gerçekleşecek olmasının genç nesil için büyük bir heyecan ve fırsat olduğunu ifade eden Şen, iklim elçiliğini bir unvan değil, çözüm odaklı somut çıktılar üreten aktif bir sorumluluk olarak gördüklerini vurguladı.

COP31 sürecinde gençlerin sesini duyurmak için yürütülen çalışmalara da dikkat çekti. Bu yıl düzenlenecek zirvenin bir ‘Gençlik COP’u’ olması hedeflendiğini ve katılımcıların en az yüzde 10’unun gençlerden oluşmasının planlandığına dair beklentiyi paylaşan İklim Elçileri Koordinatör Yardımcısı Şebnem, bizler için önemli olan, yaptığımız çalışmaların sadece yerelde kalmayıp COP31 gibi uluslararası süreçlerde doğrudan karşılık bulmasıdır dedi. Gençliğin iklim mücadelesinde sadece bir figür değil, öncü bir aktör olduğu bir toplum vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu kapsamda ailemizden başlayarak yakın çevremize, esnafımıza ve tüm topluma bu bilinci aktarmayı bir görev biliyoruz. Hedefimiz, gençlerin sesini daha görünür kılarak karar alma süreçlerine doğrudan katkı sağlamak ve geleceğimizi şekillendirecek politikalarda bizzat masada yer almaktır diye ekledi.

En az 10 karakter gerekli