Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkan Yardımcısı Sevda Kayhan Yılmaz, Hürmüz Hattı’ndaki gerilimler ve küresel tedarik zincirindeki değişimler üzerine Türkiye’de İş Dünyası Dergisi’ne özel değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, Türkiye’nin Batı pazarları için “vazgeçilmez tedarik üssü” olma yolundaki en büyük kozunun “Made in Europe” yaklaşımı ve yüksek mühendislik gücü olduğunu vurguladı.
Pandemi döneminde tek merkezli üretim modelinin kırılganlığının anlaşıldığını hatırlatan Sevda Kayhan Yılmaz, bugün Hürmüz Hattı’nda yaşanan gerilimlerin navlun ve sigorta giderleri üzerinden yeni riskler yarattığını belirtti. Yılmaz, bu dönemde alıcıların sadece fiyata değil, teslimat güvenilirliğine odaklandığını ifade ederek şunları söyledi:
“Türkiye’nin Avrupa ile uzun yıllara dayanan sanayi entegrasyonu ve Gümrük Birliği sayesinde oluşan üretim uyumu, bizi sadece yakın bir üretim noktası değil, Avrupa üretim ekosisteminin bir parçası yapıyor. Avrupa’da güçlenen ‘Made in Europe’ yaklaşımı, tedarik zincirlerini kıta yakınında tutma arayışını pekiştiriyor.”
Avrupalı alıcıların “yakın coğrafyadan tedarik” (Near-shoring) arayışının, Türk ihracatçısı için yeni fırsatlar doğurduğunu belirten Yılmaz, pandemi dönemindeki gibi ani bir patlama yerine daha kalıcı bir değişim öngördüğünü ifade etti. Yılmaz’a göre; teslim süresi ve lojistik maliyetler artık fiyat kadar belirleyici:
“Pandemideki gibi geniş ölçekli bir patlama yerine, belirli sektörlerde Türkiye’ye yönelen daha seçici ama kalıcı sipariş kaymalarının oluşması daha gerçekçi bir senaryo. Kalıcı yön değişiklikleri; enerji fiyatları, lojistik ve ticaret politikalarının birleşimiyle şekillenecek.”
Asya merkezli üretimin enerji darboğazı yaşadığı otomotiv, elektronik ve ilaç gibi sektörlerde Türkiye’nin avantajını kalıcı hale getirmesi için stratejik adımlar atılması gerektiğini savunan Yılmaz, makine sektörünün bu süreçteki rolüne dikkat çekti:
Verimli kaynak kullanımı ve teknolojik dönüşüm, küresel rekabette artık bir zorunluluk.
Eximbank aracılığıyla sağlanan alıcı kredileri rekabet için hayati önem taşıyor.
Değerli Türk Lirası’nın ihracatçı üzerindeki baskısının dengelenmesi, küresel pazar payının korunması açısından kritik.
Sevda Kayhan Yılmaz, Türkiye’nin makine üreticilerinin uzun yıllardır esnek ve güvenilir bir mühendislik partneri olarak konumlandığını belirterek; kriz dönemlerinde kısa vadeli çıkarlar yerine, müşterilerle kurulan uzun vadeli güven ilişkisinin en büyük sermaye olduğunu vurguladı.
GÜNDEM KORİDORU
14 gün önceGÜNDEM KORİDORU
19 gün önceGÜNDEM KORİDORU
21 gün önceGÜNDEM KORİDORU
28 gün önceKARİYER
11 Mart 2026GÜNDEM KORİDORU
11 Mart 2026EKONOMİ
11 Mart 2026