SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin “Türkiye’de Yenilenebilir Hidrojenin Etkinleştirilmesi” başlıklı raporu, Türkiye’nin net sıfır emisyonlu ekonomi hedefine giden yolda enerji dönüşümünün kritik bir parçasını mercek altına alıyor. Raporda, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve elektrifikasyonun dönüşümün merkezinde yer aldığı belirtilirken, doğrudan elektrifikasyonun kısa vadede yeterli olmadığı sektörlerde yenilenebilir hidrojen gibi tamamlayıcı teknolojilerin devreye alınmasının zorunlu olduğu vurgulanıyor. Özellikle yüksek sıcaklık gerektiren sanayi süreçleri ve uzun mesafe taşımacılıkta fosil yakıtların alternatifi olarak öne çıkan bu enerji kaynağının, emisyon azaltım potansiyelinin en yüksek olduğu alanlarda önceliklendirilmesi iklim hedefleri açısından belirleyici bir rol oynuyor.

Türkiye’nin stratejik coğrafi konumu ve yenilenebilir enerji kaynaklarındaki zenginliği, üretilecek hidrojeni yalnızca yerel sanayide ham madde olarak kullanmanın ötesinde bir ihracat kalemine dönüştürme potansiyeli taşıyor. Rapora göre, yenilenebilir hidrojen ve türevlerinin kullanımında ilk aşamada en yüksek katma değerin sağlanabileceği sektörlere öncelik verilmesi, bu ihtiyacın karşılanmasının ardından oluşacak üretim fazlasının ise komşu ülkelere ihraç edilmesi hedefleniyor. Uluslararası standartlara uyumlu ve bütüncül bir planlama yapılması durumunda Türkiye’nin, Avrupa’da hızla gelişen yenilenebilir hidrojen pazarında rekabetçi ve stratejik bir konuma yükselebileceği değerlendiriliyor.
Dünya genelinde yenilenebilir hidrojen projelerinin altyapı yetersizliği, düzenleyici çerçeve eksikliği ve yüksek üretim maliyetleri gibi nedenlerle planlanan takvimlerin gerisinde kaldığı görülüyor. 2030 yılına kadar öngörülen düşük emisyonlu hidrojen üretimi beklentisinin son bir yılda 49 milyon tondan 37 milyon tona gerilemesi, Türkiye’nin kendi yol haritasını güncel tutmasının önemini artırıyor. SHURA raporunda bu ekosistemin sağlıklı şekilde inşası için aralarında kamu koordinasyon birimi kurulması, yasal çerçevenin oluşturulması, mali teşvikler, AR-GE çalışmaları ve yerli teknoloji üretimi gibi başlıkların bulunduğu 17 temel politika önerisi sunuluyor.
SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, yenilenebilir hidrojen üretiminin elektrik sektörünün dönüşüm hedefleriyle tam uyum içinde olması gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye’nin avantajlarını hayata geçirebilmesi için kurumsal sorumlulukları tanımlanmış eylem planlarının şart olduğunu ifade eden Bağ, hidrojen üretiminin mevcut yenilenebilir elektrik kapasitesini ikame etmek yerine, yalnızca bu amaçla devreye alınacak ilave yatırımlar üzerinden gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşımın benimsenmemesi halinde, elektrik sektörünün halihazırdaki karbonsuzlaşma hedeflerinin risk altına girebileceği uyarısında bulunuluyor.
GÜNDEM KORİDORU
7 gün önceKARİYER
14 gün önceGÜNDEM KORİDORU
15 gün önceEKONOMİ
15 gün önceGÜNDEM KORİDORU
18 gün önceGÜNDEM KORİDORU
20 gün önceGÜNDEM KORİDORU
26 gün önce