DOLAR 43,7404 0.06%
GBP 59,5490 -0.12%
EURO 51,8471 0%
ALTIN 6.937,23-1,10
BIST 14.315,18-0,17%
BITCOIN 2967125-1.38653%
ETH 85967-0.72537%
İstanbul
12°

PARÇALI BULUTLU

ÖZEL HABER
Osmanlı’nın gizli mirası gülün şifa yolculuğu
Osmanlı’nın gizli mirası gülün şifa yolculuğu

Osmanlı’nın gizli mirası gülün şifa yolculuğu

Tıp tarihi profesörü bir anne ve kurumsal hayattan toprağa dönen girişimci bir kız… Prof. Dr. Ayten Altıntaş ve kızı Gülce Altıntaş, Osmanlı tıbbının kadim reçetelerini modern bilimle harmanlayarak "Rose & Cure" markasında buluşturdu. İkili, sadece bir kozmetik markası ortaya çıkarmakla kalmıyor aynı zamanda da Isparta’nın bereketli topraklarında yüzyıllık bir şifa geleneğini yeniden canlandırıyor.

17/02/2026 10:08
Osmanlı’nın gizli mirası gülün şifa yolculuğu

Gül… Kimi zaman bir aşkın sembolü, kimi zaman estetik bir zarafet. Ancak bu coğrafyanın hafızasında gül, yüzyıllar boyunca bunların çok ötesinde bir anlama sahipti: “Şifa.” Osmanlı hekimlerinin reçetelerinde ruhu sakinleştiren, bedeni arındıran en güçlü ilaçlardan biriydi. Bugün ise bu kadim bilgi, Tıp Tarihi Profesörü Ayten Altıntaş ve kurumsal hayatı geride bırakarak köklerine dönen kızı Gülce Altıntaş’ın ellerinde yeniden hayat buluyor. Akademik disiplinin girişimci ruhla harmanlandığı bu yolculuk, plazalardan gül bahçelerine uzanan ilham verici bir dönüşümü anlatıyor.

IMG 4219 1.jpg

 KİTAPLARDAN TOPRAĞA UZANAN YOL

Yıllarını Osmanlı tıbbını araştırmaya adayan Prof. Dr. Ayten Altıntaş için gül, bir araştırma konusundan çok daha fazlasıydı. Ancak akademik bilginin raflarda tozlanması ve sektördeki ticari yozlaşma, onu radikal bir karar almaya itti. Altıntaş, teoriden pratiğe geçiş sürecini ve yaşadığı o kırılma anını tüm samimiyetiyle şöyle anlatıyor: “Yıllar boyunca yaptığım akademik çalışmalarda gülün yalnızca sembolik ya da estetik bir unsur olmadığını, Osmanlı tıbbında doğrudan iyileştirici bir ilaç olarak kullanıldığını açıkça gördüm. Osmanlı arşivlerini taradıkça, bu kadar güçlü bir bilgi birikimine sahip olmamıza rağmen, gülün ülkemizde gerçek değeriyle ele alınmadığını fark ettim. Bu farkındalıkla gül sektöründeki büyük üreticilerle çalışmalar yaptım, eğitimler verdim; akademik bilgiyle sektöre katkı sunmaya çalıştım. Ancak zamanla, ticari kaygıların bilginin ve şifanın önüne geçtiğini fark ettim. Sadece anlatan, öğreten tarafta kalmak yerine; doğru bildiğim üretim anlayışına, en önemlisi de insanlara faydalı olacak örnek bir modeli bizzat hayata geçirmem gerektiğine karar verdim. Bu süreçte kızım da kurumsal hayattan ayrılıp bu işlerle ilgilenmeye başlayınca güç birliği ile hareket ettik.”

DSC01985 kopya.jpg

TECRÜBE VE DİNAMİZM

Bir yanda toprağın dilinden anlayan akademik bir otorite, diğer yanda modern dünyanın kodlarına hakim genç bir profesyonel. Anne-kız ortaklığı, dışarıdan bakıldığında zorlu gibi görünse de onlar bu süreci kusursuz bir dengeye oturtmuş durumda. Markanın stratejik omurgasını kuran Gülce Altıntaş, aralarındaki bu uyumu “çatışma değil, bilinçli bir iş bölümü” olarak tanımlıyor: “Birbirimizin alanına hiç karışmadık. Ben yaklaşık sekiz yıl boyunca kurumsal hayatta marka yönetimi alanlarında çalıştım; Rose & Cure’u kurarken sürece profesyonel kimliğimle yaklaştım. Üretim tarafı ise tamamen annemin uzmanlık alanıydı. Toprağın hangi organik girdilerle besleneceği, geçmişte kullanılan tarım yöntemlerinin bugüne nasıl uyarlanacağı gibi tüm kritik kararlar onun rehberliğinde şekillendi. Ben ise ürün ortaya çıktıktan sonraki aşamaya dâhil oldum. Bu net rol paylaşımı sayesinde kuşak farkı bir zorluk değil, markanın en güçlü avantajlarından biri haline geldi.”

“GERÇEK” GÜL SUYUNUN PEŞİNDE

Günümüzde kozmetik rafları, sentetik esanslarla üretilmiş, “gül kokulu” sularla dolu. Tüketiciye “gerçek, yağı alınmamış ve organik” gül suyunu anlatmak ise büyük bir sabır gerektiriyor. Ayten Hoca, bu süreçte sadece bir üretici gibi değil, bir eğitmen gibi hareket ettiklerini belirtiyor: “Tüketiciler, uzun yıllardır çok düşük maliyetlerle üretilen sentetik kokulu ürünlere alışkın oldukları için, gerçek gül suyunun fiyatını ilk etapta sorguladı. Oysa organik tarımla yetiştirilen güllerin hasadı, bakır imbiklerde katkısız distilasyon yapılması ve hiçbir sentetik esans kullanılmaması ciddi bir emek gerektiriyor. Biz bu noktada satıştan çok eğitim odaklı ilerledik. İçeriği ve gülün şifa yönünü anlattıkça tüketici bilinci oluştu; insanlar zamanla farkı yalnızca dinleyerek değil, bizzat deneyimleyerek anladı.”

PHOTO 2025 11 26 11 34 38.jpg

KADİM REÇETELER MODERN BİLİMLE BULUŞUYOR

Osmanlı hekimleri gülü bedeni ve ruhu birlikte ele alan bütüncül bir şifa unsuru olarak görürdü. Rose & Cure’un formülleri de işte bu felsefeye dayanıyor. Ayten Altıntaş, geçmişin mirasını bugüne taşırken “doğallık, denge ve katkısızlık” ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kaldıklarını vurguluyor: “Gülün yalnızca ciltte değil, sinir sistemi ve ruh hali üzerindeki yatıştırıcı etkisini korumak en büyük önceliğimizdi. Modernize ettiğimiz nokta ise üretim süreçleriydi. Hijyen standartları, stabilite testleri ve sürdürülebilir ambalajlama gibi alanlarda modern bilimin tüm imkânlarından yararlandık. Kısacası, geçmişin şifa bilgisini bugünün bilimsel doğrulama ve üretim disipliniyle buluşturduk.” Marka, büyüme stratejisini “nicelik” değil “nitelik” üzerine kuruyor. Isparta’daki yerel üretici kadınlarla kurdukları ilişki de klasik bir tedarikçi ilişkisinin çok ötesinde. Gülce Altıntaş, bu yapıyı “kapsayıcı bir üretim modeli” olarak nitelendiriyor: “Kadınları sezonluk iş gücü olarak değil, üretim zincirimizin temel paydaşları olarak görüyoruz. Organik tarım uygulamaları konusunda eğitimler veriyor, bilgi paylaşımını birlikte sürdürüyoruz. Gül hasadı dönemlerinde kadın emeği ön plana çıkıyor ve bu yapı hem yerel ekonomiyi güçlendiriyor hem de kapsayıcı bir üretim modeli ortaya koyuyor.”

 GİRİŞİMCİ KADINLARA “ALTIN” TAVSİYELER

Bu başarı hikayesinin mimarlarından girişimci kadınlara iki altın tavsiye var. Prof. Dr. Ayten Altıntaş, “Bilgiyi hayata geçirmekten korkmayın, sahip olduğunuz birikimi küçümsemeyin” derken, Gülce Altıntaş ise mükemmeliyetçilik tuzağına dikkat çekiyor: “Mükemmel anı beklemeyin. Hiçbir marka kusursuz bir başlangıçla doğmuyor. Cesaret, zamanla öğrenilen bir kas gibi; yola çıktıkça güçleniyor. Kendi markasını kurmak isteyen kadınlar, başkalarının onayını beklemek yerine kendi iç seslerine güvenmeli.” Osmanlı’dan bugüne uzanan bu gül kokulu hikaye, doğru niyet, bilgi ve emeğin birleştiğinde nasıl bir şifaya dönüştüğünün en güzel kanıtı.

En az 10 karakter gerekli