Almanya’da düzenlenen ve dünyanın en büyük bisküvi, çikolata ve şekerleme fuarı olan ISM Köln Fuarı’nda Türkiye, bu yıl 25. kez millî katılım ile yer aldı. Bu sene ilk kez ISM Köln Fuarı ile eş zamanlı olarak düzenlenen ISM INGREDIENTS 2026 Fuarı’nda da ülkemiz millî katılım ile temsil edildi. İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) organizasyonunda kurulan Türkiye Millî Pavilyonu, iki ayrı holde toplam 730,75 metrekarelik alanda ziyaretçilerini ağırladı. Pavilyonda 30 firma ve 5 kadın girişimci olmak üzere toplam 35 firma yer alırken, fuar genelinde Türkiye’den 100 firma ISM Köln’de temsil edildi. Fuarda Köln Konsolosu Arzu Işık Ellialtıoğlu ve Düsseldorf Ticaret Ataşeleri Dilara Zümreoğlu Tek ve Pınar Aslan da Türk firmalarını ziyaret ederek faaliyetleri hakkında bilgi aldı.
Fuara ilişkin değerlendirmelerde bulunan İHBİR Başkanı Kazım Taycı, ISM’in tüm alt kırılımları ile birlikte sektör için stratejik bir platform olduğuna dikkat çekti. ISM’in 55 yıldır düzenlendiğini ve dünya fuarcılık tarihinin en köklü organizasyonlarından biri olduğunu kaydeden Taycı, bu yıl da 80’e yakın ülkenin katılımı ile tüm sektörü buluşturduğunu belirtti.
Türk çikolata ve şekerleme sektörünün küresel ölçekte istikrarlı şekilde büyüdüğünü vurgulayan Taycı, özellikle ABD pazarının öncelikli hedef ülkeler arasında yer aldığını belirtti. Taycı, “Sadece şekerli ve kakaolu ürünlerde ABD’ye ihracatımız yaklaşık 600 milyon dolar seviyesinde. Bunun yanı sıra lavaş, baklava, künefe ve donuk pastacılık ürünleriyle Amerika’da ciddi bir pazar payımız var. TURQUALITY kapsamında Türk çikolatası, Türk şekeri, Türk lokumu ve Türk kahvesinin tanıtımı için bu yıl New York, Chicago, Los Angeles, Miami ve Las Vegas’ta yoğun faaliyetlere başlayacağız. Önümüzdeki dönemde ABD’ye özel bir önem vereceğiz ve ihracat rakamlarımızı artıracağız.” dedi.
ABD’de her yıl yüzde 20’nin üzerinde büyüme sağladıklarını ifade eden Taycı, Türk diasporasının da tanıtımda önemli bir rol üstlendiğini vurguladı.
Türk gıda ürünlerinin tanıtımında Türk dizilerinin çok önemli olduğunu vurgulayan Taycı, “Buralardaki bütçeler çok yüksek. Ama biz onlardan herhangi bir ürünümüzün ya da markamızın tanıtımını yapmalarını da istemiyoruz. Biz diyoruz ki dizinin senaryosunun içerisine mümkünse baklavayı koyun, künefeyi koyun. Bu şekilde gıda ihracatımıza çok önemli bir katkı sağlayabilirler.” dedi.
Sektörün dinamik yapısına dikkat çeken İHBİR Başkanı Taycı, mevcutta 3 milyar dolar olan çikolatalı, şekerli ve kakaolu mamuller ihracatını, İHBİR’deki ikinci başkanlık döneminde 9 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Dünya genelinde atıştırmalık, çikolata ve şekerleme sektörünün her yıl yüzde 4 ila 6 arasında büyüdüğüne işaret eden Taycı, “Bu sektörün hedef kitlesi diğer sektörlere göre çok daha geniş ve hızla büyüyor. Türkiye bu alanda son 20 yılda üretim kapasitesini 5-6 kat artırdı. Yapılan yatırımlar ve ürün çeşitliliği, bu agresif gibi görünen hedefi gerçekçi kılıyor.” dedi.
Sektörün toplam ihracat rakamları ile ilgili de bilgi veren Taycı, Türkiye’nin hububat, bakliyat ve yağlı tohumlardaki ihracatının 2025’te 12,7 milyar dolar olduğunu, bunun 3,8 milyar dolarlık bölümünü de İHBİR’in gerçekleştirdiğini ifade etti. Taycı, buradaki ihracat hedefini de 17 milyar dolar olarak belirlediklerini vurguladı. Taycı ayrıca, İHBİR bünyesinde ihraç edilen ürünlerin katma değerinin yüksek olduğuna işaret ederek, sektör ortalamasında ton başına ihracat değeri bin dolar civarındayken, İHBİR’de bu rakamın 1.600 dolar seviyesinde olduğunu kaydetti.
İHBİR’in son dört yıldır hem kadın girişimcilere hem de ihracata başlamak isteyen KOBİ’lere özel destek programları yürüttüğünü belirten Taycı, şunları anlattı:
“2022’de göreve başladığımızda toplam ihracatın yüzde 90’ının yüzde 10’luk bir kesim tarafından gerçekleştirildiğini gördük. Buradan hareketle biz de dikkatimizi biraz daha KOBİ’lere ve daha küçük firmalara vermeye başladık. Büyük firmalar, yurt dışında fuarlara katılabilmek, seyahat etmek, müşteri ziyaretinde bulunmak, o bölgeye yönelik ürünleri geliştirmek gibi konularda daha kurumsallar; bu ihtiyaçlarını tamamlamışlar. Ama geride çok daha büyük sayıda firma var ki bunlar bu tip istek ve taleplere cevap veremiyorlar. Aslında bilmiyorlar; ihracat onlar için Kaf Dağı’nın tepesinde, zor ulaşılabilir bir konu gibi gözüküyor. Biz, dilimiz döndüğünce bu işin bu kadar zor olmadığını, mevzuatının da uygulamasının da oldukça kolay olduğunu anlatıyoruz. İhracatın mevzuatı, teşvik mevzuatı ve mallarını satabilecekleri bir muhatap bulabilme noktasında bilgilendirme yapıyoruz. Burada kadın girişimcilerimizin sayısı da oldukça dikkatimizi çekti. Aynı zamanda çok enteresan ve çok ilgi çekici ürünler de yapıyorlar. Bundan dolayı dört yıldır kadın girişimcilerimize tüm organizasyonlarımızda pozitif bir ayrımcılık yapıyoruz. Her yıl fuarlarımıza en az 9-10 kadın girişimciyi dâhil ediyoruz.
Bir paletlik ihracat bile onların dünyaya açılma motivasyonunu artırıyor; hesaplarına gelen avro ve dolarları gördükleri zaman bir daha ihracatın peşini bırakmıyorlar.”
Bu şekilde sektörde ihracat ailesine 500 yeni firma kattıklarını belirten Taycı, ikinci kez başkan olduğu takdirde toplamda bin yeni firmayı ihracatçı yapmayı hedeflediklerinin altını çizdi.
İHBİR’in en büyük vizyon projelerinden birinin İstanbul’u küresel bir gıda fuarcılığı merkezi hâline getirmek olduğunu belirten Taycı, bu kapsamda Foodist Fuarı’na dikkat çekti. 1–4 Eylül tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek Foodist Fuarı’nı yaklaşık 70 bin metrekarelik alanda ve 130 ülkeden alıcıyı ağırlayacak şekilde kurguladıklarını anlatan Taycı, amaçlarının ANUGA ve SIAL ölçeğinde, tamamen yerli ve millî bir gıda fuarını İstanbul’a kazandırmak olduğunu belirtti.
Taycı, İstanbul’un vize avantajı, ulaşım altyapısı ve turizm potansiyeliyle bu hedef için ideal bir merkez olduğunu vurgulayarak, “Fuarlar şehirler için çok önemli bir ekonomik etki yaratıyor. Bunu Almanya’da düzenlenen fuarlarda çok rahatlıkla görebiliyoruz. Taksicisinden restoranına, otelinden küçük esnafına kadar çok ciddi bir hareket yaratıyor. Bir de fuar amaçlı gelen insanlar, turizm amaçlı gelen insanlara göre ekonomik olarak daha iyi durumda ve daha fazla para harcayabilen insanlar. İstanbul gibi tarihi, kültürü, gezilecek görülecek yerleri muhteşem olan bir şehre, inşallah gıda üreticileri olarak böyle bir fuarı kazandırmayı hedefliyoruz.” dedi.
Türkiye’nin ISM Köln Fuarı’ndaki konumuna da değinen Taycı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Katılımcı firma sayısı ve etkinliği açısından Türkiye’nin ISM’de her yıl 10 ülke arasında yer aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu sene de ISM’e İspanya’dan sonra en kalabalık 6. ülke olarak katılım sağladık. Avrupa ülkeleri bu sektörde köklü bir geçmişe sahip olsa da Türk girişimciliği ve yatırımlarıyla bu farkı hızla kapatıyoruz. Önümüzdeki yıllarda çok daha güçlü sonuçlar göreceğimize inanıyorum.”
KARİYER
3 saat önceGÜNDEM KORİDORU
14 saat önceEKONOMİ
14 saat önceGÜNDEM KORİDORU
4 gün önceGÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
12 gün önceGÜNDEM KORİDORU
15 gün önce