Türkiye’de kişisel bakım sektöründe yerli üretim, markalaşma ve ihracat odaklı büyüme arayışı sürerken Sinoz Kozmetik, Sinop’taki üretim üssüyle yeni bir yatırım dönemine hazırlanıyor. Cilt bakımından güneş koruyuculara, duş jellerinden vücut spreylerine uzanan ürün portföyüyle 50’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren şirket, üretim kapasitesini artırarak küresel pazarlardaki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor. Bugüne kadar Sinop’taki fabrikasına 5 milyon dolar yatırım yapan firma, 2027’de 3 milyon dolarlık yeni yatırım planlıyor. 2026’da 65 milyon dolar, 2027’de 80 milyon dolar ciro hedefleyen şirketin büyüme stratejisinde ihracatın payını yüzde 25’e çıkarmak ve yeni ürün kategorileriyle pazarlara açılmak öncelikli yer tutuyor. Ancak bu hedeflerin önünde finansman maliyetleri, ham maddede dışa bağımlılık ve nitelikli iş gücüne erişim gibi sektörün rekabet gücünü doğrudan etkileyen başlıklar duruyor.
Sinoz Kozmetik, bu denklemde üretim gücünü, marka yatırımlarını ve ihracat ağını büyütmeye odaklanan şirketlerden biri. 2008 yılında e-ticaret üzerinden yola çıkan şirket, 2022’den itibaren toptan satış kanallarına yönelmesiyle birlikte fason üretim modelinden kendi üretim altyapısına geçiş yaptı. Bu kararın ardından Sinop’ta satın alınan fabrika, kapsamlı bir yenileme sürecinden geçirilerek 2025 yılında faaliyete geçti. Sinoz Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Yasin Çörekci, Sinop tercihinde hem üretimin İstanbul dışına taşınması gerektiğine yönelik yaklaşımının hem de kente duyduğu kişisel bağlılığın etkili olduğunu belirtiyor. Çörekci’ye göre sanayinin Anadolu’ya yayılması, yalnızca üretim alanlarının dağılımı açısından değil, bölgesel kalkınma ve istihdam bakımından da önem taşıyor. Sinop’taki yatırım, bu yaklaşımın somut örneklerinden biri. Bugün fabrikada ve şirket bünyesinde toplam 200 kişi istihdam ediliyor. Şirket, kapasite artışıyla birlikte ilk etapta 50 yeni çalışan almayı, 2028’e kadar da istihdamı iki katına çıkarmayı hedefliyor.
Türkiye’de yerli üreticiler için iç pazardaki değişen tüketim alışkanlıkları yeni fırsatlar yaratırken uluslararası pazarlarda büyümek; güçlü bir üretim altyapısını, sürekli geliştirilen ürün formüllerini, rekabetçi maliyetleri ve etkin bir dağıtım ağını aynı stratejide buluşturmayı gerektiriyor.

Sinoz’un Sinop’taki büyüme planı, artan üretim ihtiyacına dayanıyor. Yaklaşık 5 bin metrekarelik arsa üzerinde 4 bin 800 metrekare kapalı alana sahip tesiste bugün iki vardiya çalışılıyor. Şirketin başlangıçta aylık 500 bin adet üretim hedefiyle planladığı tesis, zaman içerisinde artan talep nedeniyle kapasitesini yükseltmek zorunda kaldı. 2023’te aylık 300 bin adet seviyesinde bulunan üretim, bugün 1,5-2 milyon adet bandına ulaşmış durumda. Fabrikaya bugüne kadar 5 milyon dolar yatırım yapan şirket, 2027’de 3 milyon dolarlık yeni yatırım gerçekleştirmeyi planlıyor. Genişleme kapsamında mevcut alanın büyütülmesi, depolama kapasitesinin artırılması ve üretim alanlarının daha verimli kullanılması hedefleniyor. Şirketin üçüncü vardiyaya geçiş planı da kapasite artışının önemli parçalarından biri. Böylece Sinop tesisi, yeni ürün kategorileri ve ihracat hedefleri doğrultusunda daha yüksek üretim hacmine ulaşabilecek.
Azerbaycan, Irak, Ürdün, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkmenistan ve Kıbrıs gibi pazarlarda faaliyet gösteren şirket, Almanya’daki yapılanması üzerinden Avrupa’ya da ulaşıyor. Kuzey Afrika’da Cezayir, Tunus ve Fas gibi ülkelerde varlık gösteren Sinoz, Mısır pazarına yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Latin Amerika’da ise yeni pazar arayışları devam ediyor. Türkiye’deki maliyetlerin döviz bazında yükselmesi, yerli üreticilerin uluslararası rakipleri karşısındaki fiyat avantajını zorlayabiliyor. Çörekci, Türkiye’de üretim maliyetlerindeki artışın rekabeti güçleştirdiğini belirtirken kişisel bakım sektöründe markalaşma ve ürün hikâyesinin önemli olduğunu, ancak maliyetlerin de belirleyici hale gelebildiğini vurguluyor.

Tüketicinin satın alma davranışında fiyat-performans dengesinin giderek daha fazla önem kazandığını ifade eden Çörekci, satın alma gücündeki değişimin tüketiciyi kişisel bakım ürünlerinden vazgeçirmediğini, ancak daha erişilebilir fiyatlı markalara yönelttiğine dikkat çekiyor. Çörekci’ye göre yerli markalar, kaliteyi daha uygun fiyatlarla sunabildikleri ölçüde bu dönüşümden yararlanabiliyor. Şirketin ürün stratejisi ise yalnızca düşük fiyatla rekabet etmek üzerine kurulu değil. Çörekci, yeni bir kategoriye girerken ürüne ne tür bir yenilik katılabileceğine, formülasyonun nasıl geliştirilebileceğine ve tüketici deneyiminin nasıl farklılaştırılabileceğine baktıklarını belirtiyor. Çörekci, Bad Factor markasıyla duş jeli kategorisinde oluşturdukları yaklaşımın da bu stratejinin bir örneği olduğunu söylüyor.
Kişisel bakım sektöründe kalıcı rekabet gücü oluşturmanın temel unsurlarından biri de Ar-Ge. Sinoz’un İstanbul ve Sinop’ta iki Ar-Ge laboratuvarı bulunuyor. Bu anlamda markasının çekirdek ekibi; yeni ham maddeleri, aktif içerikleri, ürün formülasyonlarını ve uluslararası pazarlardaki eğilimleri takip ederek çalışmalar yürütüyor. Söz Ar-Ge’ye gelmişken şirket, bu alandaki faaliyetlerine yıllık 1 milyon doların üzerinde kaynak ayırıyor. Sinoz’un Sinop’ta değerlendirmek istediği bir diğer alan ise yerel bitkisel kaynaklar. Şirket, Sinop Üniversitesi ile görüşerek bölgede yetişen sarı kantaron ve aloevera gibi bitkilerin kişisel bakım ürünlerinde kullanılmasına yönelik projeleri değerlendiriyor. Planın ilerlemesi halinde yerel üreticilerin bu bitkileri yetiştirmesi ve şirketin ham madde olarak satın alması gündeme gelebilecek. Böyle bir model, yerel tarımsal üretimin katma değerli sanayi ürünleriyle buluşmasına ve bölgesel ekonomiye yeni bir gelir alanı açılmasına katkı sağlayabilir.

Yasin Çörekçi Sinoz Kozmetik CEO’su
Sinoz’un hedefleri, Türkiye’de kişisel bakım ürünleri üreten şirketlerin karşı karşıya olduğu yapısal sorunları da gündeme getiriyor. Çörekci, kozmetik ve kişisel bakım üretiminde kullanılan ham maddelerin önemli bölümünün yurt dışından temin edildiğine, ambalaj ve maliyet kalemlerinin de rekabet üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekiyor. Bu durum, yerli markaların uluslararası pazarlarda daha fazla pay elde etmesi için üretim ve Ar-Ge yatırımlarının yanı sıra ham madde tedarik zincirinin de güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
GÜNDEM KORİDORU
04 Kasım 2026GÜNDEM KORİDORU
04 Kasım 2026EKONOMİ
04 Kasım 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
04 Kasım 2026EKONOMİ
04 Kasım 2026SPOR
04 Kasım 2026EKONOMİ
04 Kasım 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.