Sermaye Piyasası Kurulunun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla 7 portföy yönetim şirketinin TEFAS’ta işlem gören fonları alım satıma kapatılırken, toplam 131 fonun tasfiyesine karar verildi.
SPK verilerine göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 yatırımcı bulunuyor. Tasfiye sürecinde yatırımcıların fon paylarını satma imkanı bulunmazken, fon varlıkları nakde çevrildikçe elde edilen tutarlar belirlenen esaslar doğrultusunda yatırımcılara aktarılıyor.
KYO Legal Hukuk Bürosu Ortak Avukatı Furkan Ökse, yatırımcının başlangıçta yatırdığı tutarın tamamını geri alıp alamayacağının, tasfiye sırasında fon varlıklarının hangi değer üzerinden nakde çevrileceğine bağlı olduğunu belirtti.
Ökse, yatırımcıların hukuki durumlarının işlem geçmişine ve zararın kaynağına göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Mevcut uygulamada 16 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS’a iletilen ancak fonun temerrüdü veya fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen iade talimatlarının sahiplerinin fon alacaklısı kabul edildiğini belirten Ökse, bu yatırımcıların tasfiyede öncelikli ödeme grubunda bulunduğunu ifade etti.
Diğer yatırımcıların ise fonun borçları ödendikten sonra kalan tasfiye bakiyesinden payları oranında ödeme alacağını belirtti.
17 Eylül’de verilen iade talimatlarının durumunun ise hukuki açıdan tartışmalı olduğunu kaydeden Ökse, SPK’nın 17 Eylül tarihli esaslarında saat 13.30 sınırına yer verilmesine rağmen, 28 Eylül tarihli duyuruda aynı gün verilen bütün talimatların iptal edildiğinin açıklandığını söyledi.
Ökse, bu iki uygulama arasındaki farklılığın hukuki güvenlik ve eşitlik ilkeleri bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

SPK, Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy tarafından kurulan fonlarda yatırımcı başına ve her fon için 1 milyon TL ile sınırlı ara ödeme yapılmasına karar verdi.
Ara ödemenin yatırımcının nihai hakkını ortadan kaldırmadığını belirten Ökse, buna karşılık uygulamanın ödeme zamanlaması bakımından yatırımcılar arasında farklı sonuçlara yol açabileceğini söyledi.
Ökse, ara ödemenin nihai tasfiye payını aşması halinde ortaya çıkabilecek sonuçların da hukuki açıdan değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Aracı kurumların fonun değer kaybetmesinden doğrudan sorumlu tutulamayacağını belirten Ökse, sorumluluğun kurumların kendi yükümlülüklerini ihlal edip etmediğine göre belirleneceğini ifade etti.
Serbest fonların nitelikli yatırımcı şartını taşımayan kişilere satılması, yatırımcıya gerekli bilgilendirmelerin yapılmaması, mevzuata aykırı yatırım tavsiyelerinde bulunulması veya satış talimatlarının TEFAS’a zamanında iletilmemesi sorumluluk doğurabilecek başlıklar arasında gösterildi.
Örneğin yatırımcının 16 Eylül’de verdiği satış talimatının aracı kurum kaynaklı gecikmeyle 17 Eylül’de TEFAS’a iletilmesi ve yatırımcının bu nedenle öncelikli alacaklı konumunu kaybetmesi halinde aracı kurumun sorumluluğunun gündeme gelebileceği belirtildi.
Fonun yönetiminden kaynaklanan ihlallerde temel sorumluluğun fonu kuran ve yöneten portföy yönetim şirketlerinde olduğu belirtildi.
Fon varlıklarının ilişkili taraflara emsallere aykırı koşullarla aktarılması, yatırımcı haklarını zedeleyen işlemler yapılması veya fon yönetiminde gerekli özenin gösterilmemesi halinde portföy yönetim şirketleri ile kusurlu yöneticilerin hukuki sorumluluğu doğabilecek.
Kazanç aktarımının SPK tarafından tespit edilmesi halinde aktarılan tutarların kanuni faiziyle birlikte fona iadesi de talep edilebilecek.

Ökse, SPK’nın yatırımcıların korunması ve sermaye piyasası kurumları hakkında tedbir alınması konusunda geniş yetkilere sahip olduğunu ancak bu yetkinin hukuki güvenlik ve eşitlik ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
17 Eylül’de verilen satış talimatlarının saat 13.30 sınırı dikkate alınmaksızın iptal edilmesi ile ara ödeme uygulamasının yalnızca belirli fonlarla sınırlandırılmasının idari yargının denetimine konu olabileceğini belirten Ökse, SPK’nın gözetim ve denetim görevini zamanında ve yeterli şekilde yerine getirip getirmediğinin de olası tazminat davalarında tartışılabileceğini kaydetti.
Yatırımcıların başvurabileceği hukuki yolların zararın kaynağına göre değiştiğini belirten Ökse, portföy yönetim şirketleri, yükümlülüğünü ihlal eden saklayıcılar ve aracı kurumlara karşı hukuki yollara başvurulabileceğini ifade etti.
SPK işlemlerine karşı idari yargıda iptal ve belirli şartlarda tam yargı davalarının da gündeme gelebileceğini belirten Ökse, başvuru ve dava sürelerinin farklılık gösterebildiğine dikkat çekti.
Bu nedenle yatırımcıların hak kaybı yaşamamak için tasfiye sürecinin tamamlanmasını beklemeden kendi işlem kayıtlarını ve hukuki durumlarını değerlendirmelerinin önem taşıdığı belirtildi.
GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026SPOR
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.