Günlük hayatın vazgeçilmez parçası haline gelen akıllı telefonlar ve sosyal medya platformlarında geçirilen kontrolsüz süre, yeni bir kavramı gündeme taşıdı. “Dijital obezite” olarak tanımlanan durum, ihtiyaçtan fazla ve amaçsız dijital içerik tüketiminin oluşturduğu zihinsel yükü ifade ediyor.
Sosyal medya akışında uzun süre gezinmek, kısa videolar arasında sürekli geçiş yapmak, bildirimleri kontrol etmek ve bir şeyleri kaçırma korkusuyla sık sık telefona yönelmek dijital tüketimin giderek artmasına neden oluyor.
Sürekli yeni uyaranlarla karşılaşılması ise uzun süre bir konuya odaklanmayı, derin düşünmeyi ve farklı bilgiler arasında bağlantı kurmayı zorlaştırabiliyor.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haldun Narmanlıoğlu, dijital obeziteyi “çok ve çeşitli yemek yemenin ardından yaşanan mide fesadı” benzetmesiyle anlattı.
Dijital dünyada tüketilen yoğun içeriği “veri kalorisi” olarak tanımlayan Narmanlıoğlu, “Nasıl ki vücudumuz fazla kaloriyi aldığı zaman bir hantallık meydana gelir, hareketlerimizi kısıtlar, sağlığımızı bozarsa, veri kalorisi de bizim zihnimizi etkiliyor. Hızlı karar verebilme, derin düşünebilme, analitik düşünebilme gibi özelliklerimizi felce uğratıyor” dedi.
Özellikle kısa videolar ve hızlı tüketilen sosyal medya içeriklerinin beyindeki ödül mekanizmasını harekete geçirdiğini belirten Narmanlıoğlu, bunun “zahmetsiz dopamin salgılanmasına” neden olarak dikkat süresini kısaltabildiğini ifade etti.
İş veya eğitim nedeniyle ekran karşısında uzun süre geçirmenin doğrudan dijital obezite olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Narmanlıoğlu, belirleyici unsurun kullanım amacı olduğunu söyledi.
Narmanlıoğlu, “Dijital obezitede temel kriter tüketici olmak. Eğer bir insan yaptığı meslek gereği enformasyon teknolojilerini kullanıyorsa buradaki durum sorun değildir. Dijital obezitede temel kriter amaçsızca tüketmektir” ifadelerini kullandı.
Yoğun ekran maruziyetinin fiziksel etkilerine de değinen Narmanlıoğlu, göz kuruluğu, uykusuzluk, boyun düzleşmesi ve duruş bozukluklarının görülebileceğini kaydetti.

Dijital obeziteyle mücadelede tüketilen içeriğin niteliğinin önemli olduğunu belirten Narmanlıoğlu, gereksiz bildirimlerin kapatılmasını ve telefonların belirli zamanlarda sessize alınmasını önerdi.
“Esas olan sürdürülebilir, kaliteli içerik tüketimidir” diyen Narmanlıoğlu, telefon ve tablet gibi cihazların yatak odasından uzaklaştırılması ve sosyal ortamlarda telefon kullanımının sınırlandırılması gerektiğini söyledi.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. Oğuz Gülleb ise dijital içeriklerin kontrolsüz tüketimini beslenmedeki “abur cubur” alışkanlığına benzetti.
Dijital obezitenin fiziksel ve psikolojik sonuçlarının bulunabileceğini ifade eden Gülleb, duruş ve göz bozukluklarından kilo artışına kadar çeşitli fiziksel sorunların ortaya çıkabileceğini söyledi.
Psikolojik açıdan ise sürekli telefona yönelme isteğinin dijital bağımlılığa geçişte öncül belirtiler arasında değerlendirilebileceğini belirten Gülleb, özellikle gençlerin hızlı içerik tüketiminden daha fazla etkilenebildiğine dikkat çekti.
Gülleb, “2004 yılında yapılan bir araştırmada odak süremiz 2 dakikanın üzerindeyken, bugün 47 saniyeye düşmüş” dedi.
Dijital tüketim alışkanlıklarının yaş ve cinsiyete göre farklılaşabildiğini belirten Gülleb, Avrupa’da yapılan bir araştırmanın sonuçlarını da paylaştı.
Gülleb’in aktardığı verilere göre 13 yaşındaki kız çocuklarının yüzde 44’ünde akran kabulü güdüsüyle problemli sosyal medya tüketimi görülürken, erkek çocuklarının yüzde 17’sinde ödül sistemine dayalı problemli oyun oynama alışkanlığı tespit edildi.
Dijital obezitenin önüne geçmek için güne ekranla başlanmamasını öneren Gülleb, “Uyandığımızda en azından ilk yarım saati telefona, televizyona, herhangi bir dijital ekrana bakmadan kendimizle ya da ailemizle ilgilenerek veya kahvaltı yaparak geçirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Sosyal medya uygulamalarının ana ekrandaki kısa yollarının kaldırılmasının da kullanım alışkanlığını azaltmaya yardımcı olabileceğini belirten Gülleb, dijital obezitenin klinik bir durum olan dijital bağımlılıktan farklı, literatürde kullanılan kavramsal bir açıklama olduğunun altını çizdi.
GÜNDEM KORİDORU
15 gün önceEKONOMİ
29 gün önceEKONOMİ
14 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
14 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
14 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
14 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
14 Ağustos 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.