Haziran ayında Lüksemburg’da gerçekleştirilen AB Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda, en az 20 üye ülkenin delegasyonu, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı yerleşim yerlerini büyütmeye devam etmesini gerekçe göstererek komisyondan acil ve sert tedbirler talep etti. Bu diplomatik baskının ardından harekete geçen AB Komisyonu, mevcut denetim mekanizmalarının yetersizliğini gidermek adına radikal yaptırım senaryolarını içeren bir kılavuz hazırladı.
Avrupa Birliği ile İsrail arasında yürürlükte olan Ortaklık Anlaşması gereği, İsrail menşeli ürünler Avrupa pazarında tercihli gümrük tarifelerinden yararlanabiliyor. Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri’ndeki yasa dışı yerleşimler bu muafiyetin dışında tutulsa da mevcut sistemdeki boşluklar nedeniyle ithalat tamamen engellenemiyor. İhracatçı firmaların menşe beyanlarında usulsüzlük yapması veya işgal bölgesi mallarını İsrail iç pazarındaki ürünlerle harmanlaması, AB’nin mevcut denetim duvarlarını aşmasını kolaylaştırıyor.

AB Komisyonunun üye devletlerin onayına sunduğu gizli belgede, yasa dışı yerleşim birimlerinin ekonomik damarlarını kesmeyi amaçlayan üç farklı ticaret modeli üzerinde duruluyor:
Özel Lisans Zorunluluğu (1. Seçenek): İşgal altındaki bölgelerden ürün ithal etmek isteyen Avrupalı veya İsrailli firmalara katı denetimler içeren özel ithalat ve ihracat lisanslama sisteminin getirilmesi. Ancak komisyon, bu modelin de menşe sahtekarlığıyla delinebileceği uyarısında bulunuyor.
Caydırıcı Yüksek Gümrük Vergileri (2. Seçenek): Yasa dışı yerleşimlerde üretilen mallara çok yüksek oranlarda gümrük vergisi uygulanarak, bu ürünlerin Avrupa iç pazarındaki ekonomik rekabet gücünün ve cazibesinin tamamen yok edilmesi.
Tam veya Kısmi İthalat Yasakları (3. Seçenek): En radikal senaryo olarak öne çıkan bu modelde, yasa dışı yerleşim birimlerinden gelen tüm ürünlerin AB’ye girişi tamamen ya da belirli sektörler bazında yasaklanacak. Ulusal gümrük muhafaza ekipleri AB sınır kapılarında bu mallara doğrudan el koyma yetkisine sahip olacak.

Avrupa başkentlerini ikiye bölen taslak belgenin hukuki olarak hangi çerçevede değerlendirileceği, oylamanın kaderini belirleyecek. Eğer hazırlanan ticaret kısıtlamaları AB’nin Ortak Ticaret Politikası kapsamında ele alınırsa, karar mekanizmasında üye ülkelerin nitelikli çoğunluğu yeterli olacak ve tek bir ülkenin veto hakkı bulunmayacak.
Ancak süreç, Ortak Dış ve Güvenlik Politikası çerçevesine dahil edilirse, yaptırımların yürürlüğe girebilmesi için 27 üye ülkenin tamamının oy birliğiyle onay vermesi gerekecek. AB Komisyonu, 2025 yılında da AB-İsrail Ortaklık Anlaşması kapsamındaki ticari imtiyazların askıya alınmasını önermiş, fakat birlik içindeki bazı ülkelerin muhalefeti nedeniyle gerekli siyasi desteği bulamayarak başarısız olmuştu. Küresel siyasi dengelerin değiştiği bu dönemde, diplomatik ve ekonomik yaptırım baskılarının Avrupa parlamentosu ve üye ülkeler nezdinde çok daha yoğun bir şekilde tartışılması bekleniyor.
#AvrupaBirliği #İsrailYaptırımları #BatıŞeria #OrtaklıkAnlaşması #KüreselTicaret
EKONOMİ
2 gün önceGÜNDEM KORİDORU
8 gün önceGÜNDEM KORİDORU
8 gün önceGÜNDEM KORİDORU
23 gün önceGÜNDEM KORİDORU
29 gün önceGÜNDEM KORİDORU
29 gün önceGÜNDEM KORİDORU
29 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.