Ana Sayfa Gündem Koridoru Türkiye’nin aile şirketleri değerleri ve değişimi konuştu

Türkiye’nin aile şirketleri değerleri ve değişimi konuştu

0

“Ailede Birlik, İşletmede Sürdürülebilirlik” mottosuyla aile şirketlerinin sürdürülebilirliğine destek olmak için kurulan TAİDER Aile İşletmeleri Derneği’nin düzenlediği 10. Ulusal Aile İşletmeleri Zirvesi’nde “değerler ve değişim” konuşuldu. Swissotel the Bosphorus Otel’de gerçekleştirilen zirveye Türkiye’nin birçok kentinden 300’e yakın aile şirketi üyesi katıldı.

TAİDER Aile İşletmeleri Derneği’nin geleneksel olarak düzenlediği Ulusal Aile İşletmeleri Zirvesi’nin 10’uncusu “Dünden Bugüne Değerlerimizle Değişim” temasıyla 4-5 Kasım 2022 tarihlerinde Swissotel The Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirildi. Zirvenin açılışında Türkiye’nin birçok kentinden 300’e yakın aile şirketi üyesine “Hoş geldiniz” diyen TAİDER Aile İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Urhan, “Dünya değişiyor, değerlerimiz de değişiyor. Geleceğe ve dönüşüme hazır olmak zorundayız. Kurumsal hale getirilen, değişime hazır olan ancak devredeceği kuşağı hazır tutmayan, bunun için emek sarf etmeyen koskoca işletmelerin yok olduğunu görüyoruz” dedi.

Zirvenin bu yılki açılış konuşması için kürsüye çıkan Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı da “Sadece zaman değil, paradigmalar değişti. İnternet devrimi yaşandı. Bu benim gözümde endüstri devriminin kapandığı post endüstri devrimi dönemi başladığı dönemi ifade ediyor. Post endüstri döneminin gerçekten farklı bir perspektif (mindset) gerektirdiğini düşünüyorum” diye konuştu.

AİLE ŞİRKETLERİNİN SORUMLULUĞU BÜYÜK

Türkiye’de aile şirketlerinin yüksek performanslı, sürdürülebilir kurumlar haline gelmesine ve gelecek nesillere güçlü ve sağlıklı bir şekilde devredilmesine destek olmak amacıyla kurulan TAİDER Aile İşletmeleri Derneği’nin geleneksel olarak düzenlediği Ulusal Aile İşletmeleri Zirvesi bu yıl 10. kez yapıldı. “Dünden Bugüne Değerlerimizle Değişim” teması ile 4-5 Kasım 2022 tarihlerinde Swissotel The Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirilen zirvenin açılışında TAİDER Aile İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Urhan, dünya genelinde ekonominin aile şirketlerinin omuzlarında olduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti:

“AB Raporlarına göre dünya ekonomisinin yüzde 50’sinde aile işletmelerinin ağırlığı var. Ülkemizde de ekonominin yüzde 90’ı aile işletmelerinde. Evet, topluma yön veriyoruz, ekonomiye ciddi ağırlık katmışız. Ciddi bir katma değerimiz var. Ancak biz erozyona uğruyoruz; dişimizle, tırnağımızla yaptıklarımızı ne yazık ki ikinci nesle aktaramıyoruz. İkinci nesle geçiş oranımız sadece yüzde 30. 25 yılda bir kuşak geçişinin olduğu bir ülkede, 25 yılda bir işletmelerin yüzde 70’i kayboluyor. Üçüncü nesle geçiş oranı ise yüzde 12 oranında. Dördüncü nesil ve beşinci nesil de parmakla gösterilecek kadar az. Biz geçişleri nasıl yapmamız gerektiğini düşünmezsek ekonomimiz erozyona uğrayacaktır.”

“KURUMSALLAŞMA, DEĞİŞİM VE DEVİR PLANI”

“Ailede birlik, işletmede sürdürülebilirlik” mottosuyla yola çıkan TAİDER Aile İşletmeleri Derneği’nin bu konuda önemli destekler sunduğuna işaret eden Urhan, “Değerli üyelerimize ve aile şirketlerimize, geleceğe gerçek anlamda miras bırakmak istiyorlarsa yapmaları gereken üç iş olduğunu söylüyoruz. Birincisi, kurumsallaşma. Şirketlerin daha ilk kuruldukları andan itibaren kurumsallaşmaya ağırlık vermesi gerekiyor. İkincisi, toplum çok hızlı değişiyor. Geleceğe ve dönüşüme hazır olmak zorundayız. Üçüncü konu da devir planı. Kurumsal hale getirilen, değişime hazır olan ancak devredeceği kuşağı hazır tutmayan, bunun için emek sarf etmeyen koskoca işletmelerin yok olduğunu görüyoruz” diye konuştu.

Dünyanın enerji ve Rusya krizinden kaynaklanan çok ciddi bir ekonomik türbülanstan geçtiğini, bu belirsizlik içinde aile şirketlerinin “yelkenlerini güçlendirme sorumluluğunun gün geçtikçe arttığını” kaydeden Urhan, “Cumhuriyetin 2. Yüzyılına gireceğimiz bu süreçte ben yüzyıllık firmaları bu salonda görmeyi kalpten istiyorum. Çünkü bir ekonominin güçlü olması için köklü ve güçlü kurumlara ihtiyacımız var” dedi.

“VİZYON YOKSA KAOS VAR”

Değişimin önemli olduğunu ancak her değişimi gelişme anlamına gelmeyeceğini vurgulayan TAİDER Aile İşletmeleri Derneği Başkanı Urhan, şunları söyledi:

“Nasıl değişeceğinize daha işe başlarken karar vermeniz gerekiyor. Vizyonunuzu, rotanızı doğru belirlemek kaynakları doğru kullanmak zorundasınız. Vizyon yoksa kaos, yetenek yoksa kaygı, teşvik yoksa direnç, kaynak yoksa hayal kırıklığı, aksiyon planı yoksa yanlış iliklenmiş gömlek düğmesi gibi yanlış başlangıçlar ortaya çıkıyor.”

Hızlı ve çevik, inovasyona önem veren, dijitalleşmeye ayak uyduran, network ve birliktelik zekasına değer veren işletmelerin değişimi ve gelişmeyi başardığını belirten Tekin Urhan, VUCA çağı olarak tanımlanan belirsizlik döneminde yeni bir aşamaya geçildiğine de dikkat çekti. “Şirketler bu süreçte dijitalleşmiş, özgün, şefkatli ve marifetli olmak zorunda. Değerlerimiz aile şirketlerinin temelini oluşturuyor ancak değerlerimiz de değişebilir. Dünün değerleri ile geleceği kuramayabilirsiniz. Bunun için değerlerimizi koruyarak değişirken kardan amaca, hiyerarşiden networke, kontrolden organizasyona, planlamadan deneyimlemeye ve gizlilikten şeffaflığa doğru giden yolda yürümek zorundayız” diye konuştu.

“SADECE ZAMAN DEĞİL, PARADİGMALAR DA DEĞİŞTİ”

Tekin Urhan’ın ardından açılış konuşması için kürsüye çıkan Türkiye Bilişim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eczacıbaşı, sözlerine “Bundan 43 sene önce çalışma hayatına başladım. Bir ikinci kuşak aile şirketinin temsilcisiydim. Babalarımız yokluk içinde ortaya çıkmış bir Cumhuriyetin ilk girişimci babalarıydı” diye başladı. Kendi deneyimlerini Türkiye’nin ekonomik gelişmeleriyle birlikte anlatan Eczacıbaşı, “1980’erin başında ilk PC’yi bir adet olarak kuruma getirdik. Normalde iki üç hafta süren bir raporlama işini ben bir gecede yaptım. Bu çok büyük marifet değildi, bugün çocuklar yapar. Ama kişisel bilgisayarların insanın önüne gelmesiyle insanların beynindeki bilgilerin bilgisayara aktarılması bir şekilde üst kuşağın tepkisini çekiyor gibi olmuştu” dedi.

İnternetin tüm iş yapış süreçlerini değiştirdiğini vurgulayan Eczacıbaşı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece zaman değil, paradigmalar değişti. İnternet devrimi yaşandı. Bu benim gözümde endüstri devriminin kapandığı post endüstri devrimi dönemi başladığı dönemi ifade ediyor. Post endüstri döneminin gerçekten farklı bir perspektif (mindset) gerektirdiğini düşünüyorum. Bugünkü dünya liderlerine özellikle politika dünyasında yaş ortalaması 60’ın üstü. Dünyanın yaş ortalaması 30. İktidarlar internet öncesi doğmuş, ama dünyanın öbür yarısı post endüstri dönemine doğmuş. Dünyada yaşadığımız temel gerginliğin en önemli nedenlerinden birisi bu. Bizim çocuklarımız tahmin ettiğimizden çok daha zeki, daha çabuk adapte olan, esnek bir yapı içine doğmuş gençler. Benim gördüğüm kadarıyla bizim kendimize dert ettiğimiz konuların büyük çoğunluğunu onlar bizim gibi dert etmiyor.  Şirketlerimizde çok daha esnek bir yapıya alışmak zorundayız.”

Genç kuşağın heves ve ilgi alanlarının teşvik edilmesi ve yetkinlik setlerinin de geliştirilmesi gerektiğini anlatan Eczacıbaşı, “Bu gençlere hala bizim usta çırak ilişkileri zorlanmaya çalışılma hatasının bizim kuşaklardan kaynaklandığını düşünüyorum. Asıl önemlisi post endüstri çağına bir isim vermek gerekirse network çağı derim ben. Çünkü farklı kültürlerin, insanların, bilgilerin birbirine dokunduğu yerde fırsatlar yatıyor.”

AİLE ANAYASASINDA ÖNEMLİ İKİ KURAL

Faruk Eczacıbaşı kendi çocuklarından da örnekler verdiği konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Benim görevim kendi çocuklarımın geleceğini desteklemek. Kazandıkları deneyim bir gün gelecek bizim yararımıza olacak. Bunun için özellikle kendi yetkinliklerini geliştirmesi için elimden geleni yapmayı görev kabul ediyorum. Ayrıca biz Aile Anayasamızı hazırladık. Aile Anayasamızın temel maddelerinden biri değerlerimizin bir sonraki kuşağa aktarılması ile ilgili. Ama aynı zamanda da gençlere verebilecek en fazla kişisel özgürlüğü sağlamak ve o değerler çerçevesinden vazgeçmeyen bir yapıyı kurmak. Maddelerden bir tanesi de aile fertleri dışında eşlerin şirkette çalışmaması, dışarıda kalması. Belki hep birlikte, akrabalar olarak çalışmak kulağa hoş geliyor. Ancak akşam yemek sofrasında, gece yatak odasında yapılacak dedikoduların uzun dönemde ne zarar vereceğini bilemiyoruz.

Önceki haberSiber güvenlikte sürdürülebilir stratejiler
Sonraki haberAdnan Dalgakıran: İSO’da yeni bir yönetime ihtiyaç var

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.