Ana Sayfa Yazarlar Sanat ve hayat hep iyiye, ileriye akar

Sanat ve hayat hep iyiye, ileriye akar

295
0

Arnica Yönetim Kurulu Başkanı – Küçük Ev Aletleri Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği Başkanı Senur Akın Biçer; sanat; hayata açılan pencere gibi… Aynı anda geçmişi, şimdiyi ve geleceği görüyoruz… Hayatı anlama, yorumlama ve hatta değiştirme gücünü de sanattan alıyoruz. Kişisel deneyimler de bunu gösteriyor, uygarlığın önümüze serdiği tarih yaprakları da… Üstelik şimdi öyle bir dönemeçteyiz ki sanattaki ve hayattaki büyük değişimi Rönesans Dönemi ile karşılaştıranlar bile var.

Tüm ekonomik, siyasal ve sosyal sistemler gibi sanat da bulunduğu coğrafyadan besleniyor. Ve biz binlerce yıldır, kıtaları, kültürleri ve dinleri birleştiren, buluşturan, yoğuran bir coğrafyada olmanın zenginliğini yaşıyoruz. Çok sayıda medeniyetin uğrak yeri olan ülkemizde sanat; tarih öncesi çağlara uzanan mağara resimlerinden antik Yunan’da Dionisos adına düzenlenen şenliklerden doğan tiyatronun geliştiği ve Anadolu’nun her yerinde karşımıza çıkan anfitiyatrolara, heykellere, müziğe ve dansa kadar duyguların her alanda ifadesinin bir aracı olmuş.

Toprağımızın her karışında, sanatın ve kültürün medeniyetle harmanlanan izleri karşımıza çıkıyor. DNA’mıza işleyen bu izler; bakış açımızı, hayatı algılamamızı, üretim anlayışımızı etkiliyor.

Üretim anlayışının üzerinde durmak istiyorum. İş yaparken, üzüm hasat ederken, tarlada çalışırken dansı, müziği de içine alan geleneklerimiz var. Onları hatırlamak bile kıpır kıpır, cıvıl cıvıl ezgilerin kulağımıza gelmesini sağlıyor. Bundan daha iyi motivasyon aracı olabilir mi?

Arnica Yönetim Kurulu Başkanı – Küçük Ev Aletleri Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği Başkanı Senur Akın Biçer

İYİLEŞTİREN BİR GÜÇ OLARAK SANAT

Kişisel ve toplumsal olarak motivasyona en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçtiğimiz sanırım üzerinde rahatlıkla uzlaşabileceğimiz bir kanı. İşte, tam da bu dönemde sanat bizim için kurtarıcı oldu. Eline kalem ve boyaları alanlarımız defterlerin, tuvallerin başına oturdu. Enstrüman çalmaya zaman ayıramamaktan yakınanlarımız online kurslardan saz, gitar çalmayı öğrendi. Tüm bunları yaparken de belki hiç farkında olmadan yaptığımız, kaygımızla baş edecek araçlar bulmaktı. Sanat, pandemide iyileştirici gücüyle hayatımızı kolaylaştırdı. Yaptığımız resimlerde, çaldığımız melodilerde, sunduğumuz tatlarda iç dünyamızın peşine düştük. Ne mi yaptık bu dönemde? Kültür sanatın gücünü keşfettik yeniden. Bakmaktan çok görmeyi öğrendik. Yeşil alanlara, parklara, doğaya gidememenin sıkıntısını doğayı resmeden eserlere uzun uzun bakarak geçirmeye çalıştık. Baktık bu da yetmedi, evimizi şenlendirecek bitkiler edindik. Evde kaldığımız süreçte evimizde, ofise gittiğimiz zamanlar da odalarımızda, duvarların aslında ne denli boş olduğunu fark ettik. Renklerin dans ettiği eserleri aradı gözlerimiz. Unutmadan hemen söylemeliyim; Atatürk Kültür Merkezi’nin yeniden açılışına gösterilen ilgi, tüm oyunlarda, konserlerde biletlerin hemen tükenmesi de sanata olan ihtiyacımızın ne kadar arttığının bir göstergesi bence. Hem de yediden yetmişe…

İŞ İNSANLARINA DÜŞEN BÜYÜK GÖREV

Sanatı seven, hayata bu pencereden bireyler olarak üzerimize düşen görevler var. Ancak bence iş dünyasında sahip olduğumuz kimlikler, rollerimiz de sorumluluğumuzu artırıyor. Çünkü sanat aynı zamanda bir sektör, endüstri ve var olabilmesi için desteklenmeye, üretimini sürdürecek kaynakların akmasına ihtiyacı var. Bence sanat ekosistemini geliştirirken en büyük rol, biz sanayicilere düşüyor. Yurt dışına gittiğimizde en büyük sanat organizasyonlarını iş insanlarının düzenlediğine şahit oluyoruz. Mesela Çin’de plastik sektörünün önde gelen iş insanlarından birinin her yıl düzenlediği Uluslararası Sanat Festivali’ne gitmeyi dört gözle bekliyordum. Pandemi sonrası yine orada olmayı istiyorum. Ülkemizde de sanat gündeminin öne çıkan tüm etkinliklerinin köklü sanayi kuruluşlarınca desteklendiğini görmekten mutluluk duyuyorum. Yeri gelmişken “Sanata gönül verenlere ithaf” mottosuyla okuyucuya sunduğumuz İthaf Sanat dergimizin de ülkemizin önemli kültür sanat platformlarından biri haline gelmesine yönelik çalışmalarımızın aralıksız süreceğini belirtmek isterim.

Kimi zaman sanat; geleneksel, çağdaş ya da dijital gibi kimi ayrımlara maruz kalıyor. Bana göre tıpkı hayat gibi sanat da bir akış halinde. Bizim geleneksel dediğimiz bir zamanlar çağdaştı. Bugün modern gelen eserler yüzlerce yıl sonra nasıl anılacak acaba? Hatta şimdilerde çağdaş sanatı konuşmaktan bile çıkıp dijital sanat hakkında sohbet ediyoruz. NFT diyoruz, yapay zeka diyoruz. En basit haliyle “Herhangi bir dijital dosyanın benzersiz olduğunu onaylayan, blok zinciri adı verilen dijital defterde depolanan bir veri birimi” olarak tanımlanan NFT sayesinde sanatçıların artık daha çok kazandığını gözlemliyoruz. Bazen “eşsiz parçalar yerine” birden fazla eserin olmasını bir dezavantaj gibi görsem de dijital sanatın geldiği nokta çok heyecan verici. Sadece eserler açısından değil dijital platformların artması sayesinde özellikle sahne sanatını icra eden sanatçılar da daha fazla eserle ulaşıyor izleyiciye. Sanatın eğlendirici yönü, yaşadığımız zorlukları aşmakta çok önemli bir araç oluyor çünkü.

Önceki haberHenkel Beauty Care Türkiye’nin yeni Genel Müdürü Kaya Kurşun oldu
Sonraki haberSezonun mottosu: Palandöken’i Hisset

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.