Ana Sayfa Söyleşi Keşfettiği şifayı tüm dünyaya ulaştırıyor

Keşfettiği şifayı tüm dünyaya ulaştırıyor

752
0

Pandemi ile birlikte en çok konuştuğumuz konu, “bağışıklık sistemi” oldu. Nasıl yapalım kendimizi koruyalım, virüse yakalanırsak nasıl daha hızlı iyileşiriz? Aslında uzun zamandır konuşulan ancak bizim ülke olarak yeni yeni önemini anladığımız arı ürünleri, insanoğluna sunulan doğal şifayı barındırıyor. Yapılan araştırmalarda arı ürünlerinin faydasına her gün bir yenisi eklenirken Türkiye’de üretilen Anadolu arı ürünlerini dünyaya tanıtmaya yemin etmiş bir isim olan Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı ile propolis denilince akla gelen ilk marka Bee’o Propolis’in başarı hikayesini konuştuk.

Arı ürünleri denince akla gelen ilk isimsiniz. Hatta isminizin başarısı markanızın önüne geçmiş durumda. Bize biraz hikayenizden bahseder misiniz?

Türkiye’nin ilk ve tek Anadolu propolis üreticisi BEE’O Propolis’in kurucu ortaklarından biriyim. Aynı zamanda ulusal ve uluslararası 38 farklı ödüle layık görülmüş bir kadın girişimciyim. 1996 yılında; İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra, 20 yıl boyunca arı ürünleri sektöründe Ar-Ge ve Kalite Direktörü olarak görev yaptım. Bu arada yüksek lisans öğrenimimi de İTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü’nde tamamladım. Görevim süresince arı ürünleri alanında ulusal ve uluslararası birçok projeyi yürüttüm. TÜBİTAK-TEYDEB, İstanbul Ticaret Odası ve Eurowards Türkiye gibi kurumlar tarafından yönettiğim projelerin hepsi ödüllere layık görüldü.

Başarılı girişim hikayemin başlangıcı ise oğlumun yaşadığı bağışıklık problemine dayanıyor. Oğlum 11 aylıktan itibaren iki ayda bir yüksek derecede ateşleniyordu, sürekli antibiyotik vermek zorunda kalıyordum. Beş yaşına geldiğinde antibiyotiklerden dolayı bağışıklığı düştü ve tedavisi de yoktu. Bunun üzerine ben de bilimsel çalışmaları ve tıbbi yayınları araştırmaya başladım. Bu sayede propolis ve arı sütünün dünyanın her yerinde bağışıklığı doğal yollarla güçlendirmek için kullanıldığını keşfettim. Ama ülkemizde üretilmediğini ve Çin’den geldiğini öğrendiğimde, oğlum için kendim üretmeye karar verdim. Altı ay kendi ürettiğim propolis özütü ve arı sütünü doktorumuzun da tavsiyesiyle kullandıktan sonra oğlumun yaşadığı ateş sorunu sona erdi ve bağışıklığı da arttı. İşte bu sebeple ben de bu şifayı tüm annelere ulaştırma hayaliyle yola çıktım. Türkiye’de daha önce üretilmeyen propolisi ilk kez “Sözleşmeli Arıcılık Modeli” ile üretme amacıyla firmamızı, eşim Ziraat Yüksek Mühendisi Taylan Samancı ve değerli hocam Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu ile 2013 yılında KOSGEB destekli Ar-Ge projesi olarak İstanbul Teknik Üniversitesi ARI Teknokent’te kurduk. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin en büyük Anadolu propolisi üreticisi olmaktan gurur duyuyorum.

“HEM ÜLKEMİZDE HEM DE DÜNYADA İLK DEFA ‘SÖZLEŞMELİ ARICILIK MODELİ’Nİ ORTAYA KOYDUK VE TÜM ARI ÜRÜNLERİNİ KOVANDAN SOFRAYA HER ADIMDA TAKİP EDEREK ÜRETİYORUZ”

DOĞAL BİR ARI ÜRÜNÜ

Şu sıra en çok duyduğumuz ürün propolis, nedir propolis ve nasıl tüketiliyor?

Propolis, arıların bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından topladığı tamamen doğal bir arı ürünüdür. Arılar tarafından kovandaki mikropları yok etmek ve sterilizasyonu sağlamak için kullanılır. Arılar petek gözlerini önce propolis ile kaplar sonra ana arı petek gözüne yumurtasını bırakır. Böylece yumurtanın sağlıklı bir şekilde gelişmesi sağlanır. Ayrıca arılar, propolisle sıvanan petek gözlerine balını, polenini, arı sütünü koyar. Böylece arının ürünleri kovanda bozulmadan saklanır.

Propolisin, kovandan çıktığı ham hali balmumu ile karışıktır, insan tarafından sindirilemez. Doğru tüketimi özüt (ekstrakt) yani damla formundadır. Propolisin özütlenme işlemi çok önemlidir. Özütlenme işlemi mutlaka uzman gıda mühendisleri tarafından laboratuvar koşullarında özel ekipmanlar ile yapılmalı ve doğru çözücüler kullanılmalıdır. Özütleme işleminden geçen propolisin biyoyararlılığı yüzde 95’e kadar çıkmaktadır. Sadece su veya bitkisel yağlar ile özütlenmesi mümkün değildir. Su ile birlikte çözücü olarak mutlaka etanol, glikol, gliserol gibi gıdadan elde edilen işlem yardımcıları kullanılmalıdır. Ayrıca özütleme sırasında ham propoliste bulunan balmumu tamamen ayrıştırılmalıdır. Özütleme işleminde, propolisin içerisindeki fenolik ve flavonoid bileşenlerin maksimum düzeyde elde edilmesi önemlidir. Aksi takdirde propolisin faydasından bahsetmek söz konusu değildir.

KURULUŞ FELSEFESİMİZ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞE DAYALI

Sözleşmeli Arıcılık Modeli dediniz. Nedir bu iş modeli?

Günümüzde şirket kimlikleri sadece satış yapılan ürün ya da hizmet üzerinden belirlenmiyor. Şirket kendini hayata, çevreye ve topluma olan duruşları üzerinden de tanımlıyor. Çünkü tüketici de, firmanın sürdürülebilirlik konusunda bir duruşu olmasını bekliyor. Firmamızın kuruluş felsefesi de arıcılık faaliyetlerinde sürdürülebilirlik prensibine dayalı. Hem ülkemizde hem de dünyada ilk defa ‘‘Sözleşmeli Arıcılık Modeli”ni ortaya koyduk ve tüm arı ürünlerini kovandan sofraya her adımda takip ederek üretiyoruz. “Sözleşmeli Arıcılık Modeli” arıcılık faaliyetleri ve arı ürünleri sektörünün gelişmesine katkıda bulunan, aynı zamanda da arı ürünlerinin tüketiciye en doğal ve saf şekilde sunulmasını sağlayan bir iş modelidir. Arıcılara alım garantisi sunmasının yanı sıra tüketiciye de ürünün kalitesini gösteren bir sistemdir.

Öncelikle uzman ziraat mühendisleri Türkiye’nin dört bir yanından arıcılarla buluşuyor ve arılıklar denetleniyor. Arılığın temiz su kaynaklarının bulunduğu yerlerde, çevresinde atık bulunmayan, fabrikalardan uzak ve pestisit kullanılmayan alanlarda olup olmadığına dikkat ediliyor. Böylece ürünlerin doğallığı üretimin her adımında korunuyor ve kontrol ediliyor. Sözleşme sonrasında arıcılara propolis ve diğer arı ürünlerini toplayabilmeleri için gereken ekipmanlar sağlanıyor. Ürünler bize ulaştıktan sonra İTÜ Arı Ürünleri Mükemmeliyet Merkezi’nde gerekli analizlerden geçiyor, tüketime hazır hale gelmek üzere işleniyor ve Türkiye’nin ilk ve tek ‘‘kovandan sofraya’’ izlenebilir şekilde üretilmiş arı ürünleri ortaya çıkıyor.

Markanın gelecek planları nelerdir?

Eczacılar, biyologlar, kimyagerler, diyetisyenler, gıda ve ziraat mühendislerinden oluşan uzman ekibimiz her geçen gün büyüyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yer alan arıcılarımızla birebir çalışıyor, eğitim ve malzeme desteği sağlıyoruz. Şu anda Türkiye genelinde 5 bin sözleşmeli arıcımız ve 550 bin arı kovanımız bulunuyor. Sözleşmeli arıcılarımızdan toplanan Anadolu propolisini, İstanbul Teknik Üniversitesi ARI Teknokent’te geliştirdiğimiz özütleme yöntemi ile inovatif katma değerli yeni ürünlere dönüştürüyoruz; yurt içi ve yurt dışında online, perakende ve eczane kanallarında satışa sunuyoruz.

Ürünlerimizi, Türkiye’de online olarak kendi e-ticaret sitemiz üzerinden tüketicilerle buluşturuyoruz. Ayrıca 2000’e yakın perakende satış noktasında ve 25 bin eczane kanalında ürünlerimizin satışı yapılıyor. Amerika’da ise yine kendi e-ticaret sitemiz üzerinden ve Amazon, Wall- mart, e-Bay ve CVS gibi eczane zincirleri ile 3 bin 500 perakende satış noktasında ürünlerimiz bulunuyor. Bunun yanı sıra 17 ülkeye ihracatımız var. Hedefimiz Avrupa’da daha fazla noktada yer almak, Anadolu propolisini dünyaya tanıtmak.

Dijital platformları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dijitalleşme çağımızın olmazsa olmaz bir gerçeği. Firmamızı 2013 yılında ilk olarak dijital bir portal olarak www.beeo.com.tr web sitemizde satışa sunduk. Son dönemde yaşadığımız pandemiyle birlikte dijitalde tüketiciyle buluşmanın çok önemli olduğunu görmüş olduk. Online satışın da ne kadar doğru bir adım olduğunu anladık, bu süreçte satışlarımız da oldukça yükseldi. Tüketiciler artık online alışverişi benimsemiş durumda ve online satışın toplam satış içerisindeki payı çok hızlı bir şekilde artıyor. Online satışta başarılı olabilmenin yolu ise kesinlikle dijital pazarlamadan geçiyor. Hedef kitlenizi doğru belirlemeniz ve dijital dünyada bu kitle ile sürekli iletişim halinde olmanız lazım. Hedef kitlenin doğru belirlenmesi noktasında da data analizi çok önemli. Dijital platformlardan elde ettiğiniz datayı çok iyi analiz etmelisiniz, müşterilerinizin veya potansiyel müşterilerinizin size verdiği mesajları çok iyi almalısınız. Ayrıca müşterinizi anladığınız ve dinlediğiniz noktada, onların ihtiyaçlarına uygun doğru çözümleri üretebiliyorsunuz. Sonuç olarak tüm bunlar da size başarı getiriyor. Günümüzde tüm firmaların bu dijital çağı iyi anlaması ve analiz etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Buna ayak uyduramayan firmaların da gelecekte varlıklarını sürdüremeyeceklerini öngörüyorum.

Önceki haberSağlıkta yeni hedef: Dijital hastaneler
Sonraki haberBir serginin düşündürdükleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.