Ana Sayfa Gündem Koridoru TÜSİAD Başkanı Orhan Turan: Kapsamlı Bir Ekonomik Plana İhtiyaç Var

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan: Kapsamlı Bir Ekonomik Plana İhtiyaç Var

618
0

KOBİ’leri ve sürdürülebilir geleceği merkeze aldığı projelerle dikkatleri üzerine çeken ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, bugüne kadar hatırı sayılır sivil toplum çalışmalarının altına imza atan bir iş insanı. Geçtiğimiz haftalarda TÜSİAD’ın başkanlık koltuğuna oturan Turan, “Savaşa karşı barış; istikrarsızlığa karşı huzur; belirsizliklere karşı öngörülebilirlik için ortak akıl” diyerek, reform ortamının sağlanabilmesi için kapsamlı bir ekonomik plana ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor.

Takvimler 2016 yılının Kasım ayını gösterdiği bir sonbahar gününde kendisi ile bir araya gelmiş, “Devler Liginde Nasıl Zirvede” olduğu sorusuna yanıt bulmak için keyifli bir röportaj gerçekleştirmiştik. İnandığı işlerin peşine düşen ve bu işleri yaparken başında bulunduğu şirketi sanayi kuruluşuna dönüştüren, bitip tükenmek bilmeyen üretme tutkusuna sahip bir iş insanı düşünün. İş dünyasında, bildiğini paylaşan, topluma ve çalışanlarına yardımcı olan biri olarak anılıyor. Her şeyden çok daha değerlisi; bir sivil toplum gönüllüsü olarak 30 yıldır dur durak bilmeyen başarılı işlerin altına imza atıyor. Evet, Türkiye’nin yüzde 100 yerli sermayeli en büyük yalıtım firması olan ODE Yalıtım’ın Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan’dan söz ediyoruz.

Bugüne kadar çok sayıda sivil toplum örgütünde yer alan ve belki de son dönemin en ses getiren çalışmalarını TÜRKONFED Başkanlığı sırasında yapan iş insanı; kadını, çevreyi, ekonominin belkemiği olan KOBİ’leri merkeze alan bir anlayışın mimarlarından oldu. TÜRKONFED’de “KOBİ’lerin Geleceğini İnşa Eden” Turan, şimdilerde ise “Türkiye’nin Geleceğini İnşa Etmek” için önemli bir görev aldı omuzlarına…

Geçtiğimiz Mart ayının sonunda 18 yıldır üyesi olduğu TÜSİAD’ın başkanlık koltuğuna geçen Orhan Turan, TÜSİAD’ın Feyyaz Berker’le başlayan hikayesini, önümüzdeki dönemde yönetimindeki kadro ile devam ettiriyor olacak. 50 yıllık bir yapılanma olan TÜSİAD’ın başkanlık kol-tuğuna geçen Orhan Turan ile TÜSİAD’daki yeni dönem çalışmalarının detaylarını konuşmak için bir araya geldik…

Öncelikle TÜSİAD Başkanı olmanızla sonuçlanan sürecin kısa hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

İş hayatım boyunca sivil toplum örgütlerinde görev almak benim için hep çok kıymetli oldu. İş dünyasının da yakından bildiği gibi 30 yıla yakın zamandır sivil toplum kuruluşlarında aktif olarak görev alıyorum. 18 yıldır üyesi olmaktan gurur duyduğum, yönetim kurullarında ve denetleme kurulunda görev yaptığım TÜSİAD’da başkanlık sorumluluğunu üstlenmek üzere teklif almaktan ve Genel Kurulumuzun teveccühü ile seçilmekten mutluluk ve onur duyuyorum. TÜSİAD, Türk iş dünyasının fikir üreten fabrikası. Yönetim Kurulu üyelerimizle beraber şevkle çalışacağız.

DÜNYA DÖNÜŞÜMDEN GEÇİYOR

TÜSİAD’ın yeni başkanı olarak öncelikli olarak gündeminize aldığınız maddeler neler?

Dünya önemli bir dönüşümden geçiyor. Jeopolitik gerilimler, ekonomik krizler ve doğal afetler de bu süreci hızlandırıyor. Her an her yerde bir değişim söz konusu ve doğal olarak buna bireyler, kurumlar ve toplumlar da sürekli dönüşümle yanıt verme stratejileri geliştirmek durumunda.

Dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeleri odağa alarak, özellikle ekonomik zorlukların aşılması konusunda üyelerimiz ve kurumsal bilgi üretme kapasitemiz ile bu sürecin üstesinden birlikte gelmeye çalışacağız. Enflasyonla mücadele başta olmak üzere önerilerimizi karar alıcılarla ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz. Ülkemizin dört bir yanında üyelerimiz ve ağlarımız var. Anadolu buluşmalarıyla da iş dünyasının önceliklerini, sürdürülebilir kalkınmanın başarılması için gerekenleri istişare edeceğiz. TÜSİAD’ın güçlü uluslararası ağları bu dönemde de Türk iş dünyasına küresel dönüşümleri anlama yolunda büyük destek olacak. Uzun zamandır altını çizdiğimiz iki konu var: yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm. Hem daha verimli ve katma değerli üretim için dijitalleşmeyi sağlamak hem de çevreye duyarlı, enerji verimli, döngüsel üretimi gerçekleştirmek yolundaki çalışmalar iş dünyası ve aslında toplumun tüm kesimleri için kritik önemde.

Bizim öncelikli sorumluluğumuz gençlere hayallerini bu ülkede kurmalarını sağlayacak bir ortam yaratmak. Bu sorumluluğun bilinciyle gençlerimizin kariyer yolculuklarını desteklemeyi, girişimcilik ve dijital beceriler kazanma yolunda onları cesaretlendirmeyi sürdüreceğiz. Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri olan toplumsal cinsiyet eşitliğini öncelikli bir alan olarak savunacağız. 50. yıl projemiz olan “Yeni bir anlayışla geleceği inşa” çalışmamız tüm bu çalışma ve öneriler için bir pusula niteliğinde. “Geleceği İnşa” çalışmamızı aydınlık bir gelecek için tüm toplum kesimlerine kararlılıkla anlatmayı sürdüreceğiz.

ENFLASYONDA DÜNYAYI 7’YE KATLADIK

Bize ekonomideki son durumun fotoğrafını çeker misiniz? TÜSİAD penceresinden görünen manzara nedir?

İlk dikkat çeken, emsallerimizden, tüm dünyadan çok daha yüksek bir enflasyon, yavaşlayan ihracat ve yatırımlar söz konusu. Bugün dünyada ortalama enflasyon yüzde 9’lar civarında, biz de bu rakam yüzde 60’ı geçmiş durumda. Orta vadede ise zayıflayan bir yatırım ortamı, verimlilik düşüşü, çok yüksek refah kaybı gibi baş edilmesi her geçen gün zorlaşan bir makro görünüm mevcut. Evet son dönemde yaşanan gelişmelerden sonra jeopolitik önemi daha da artmış bir ekonomiyiz fakat değişen dünya düzenini çok daha hızlı ve daha doğru okumamız da gerekiyor.

KALKINMANIN ANAHTARI; KURUMLARIN GÜCÜ

Üretim ekonomisi temelinde bir kalkınma modeli nasıl geliştirilebilir? Bu noktada kimlere ne gibi görevler düşüyor?

Kalkınma modellerinin temelinde verimlilik artışı yatıyor. Verimliliğe erişebilmek için de az evvel sıraladığım adımlara ihtiyaç var. Şunu da netleştirmek lazım kalkınma, verimlilik gibi konulara erişmek 3-5 yılda çok olası değil, yıllar boyu çok istikrarlı bir program sürdürmeniz lazım. Örneğin Güney Kore’nin kalkınma modeli aslında neredeyse 50 yıllık bir plan ve halen de o süreç devam ediyor. Bu noktada sadece ekonomi yönetimine değil tüm kamu otoritesine sorumluluk düşüyor. Konu ekonominin ötesin-de hukukun üstünlüğü, kurumların politika dizayn etme kapasitesinin artması, eğitimin kalitesinin yükseltilmesi, beşeri sermayenin ülkeye dönmesi gibi alanlarda kamu yönetimdeki her bir yapıya sorumluluk düşüyor. Biz, kurumların gücünü çok önemsiyoruz. Bu olmadığı takdirde iktisadi olarak dünyada öne çıkmanız, kalkınmanız çok zor. Çünkü tüm politikaları kendi alanlarında deneyimli bilgili kurumlar dizayn ediyor. Doğru politika dizayn edebilme kapasiteniz zayıf ise kalkınmanız da çok olası değil.

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, “TÜSİAD’da, çoğulcu ve katılımcı demokrasi, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve özgürlükler konularının Türkiye için hayati önemini vurgulamayı sürdüreceğiz” diyor.

ORTAK SORUNLAR İÇİN ORTAK AKIL

Doğu ile Batı, İstanbul ile Anadolu, siyaset ile toplum, ekonomik büyüme ile refah arasında kaynaşma ve bütünleşme nasıl olur? Bu noktada atılması gereken hamleler neler?

Genel kurulumuzdaki konuşmamda da ifade ettiğim gibi; gün geçtikçe daha net görüyoruz ki, hem ülkemizde hem de dünyada yerleşmiş olan “merkez ve çevre”ye dayalı düşünce ve eylem sistemi dünyanın içinde bulunduğu manzarayı anlamlandırmak için artık yeterli değil. Ufkumuzu bu yeni manzarayı anlamlandıracak ve değerlendirecek şekilde genişletmeli, tazelemeliyiz. TÜSİAD, kalıpların hüküm sürmediği, önyargıların bizi sınırlamadığı bir geleceğin inşasında iş dünyasının bütüncül ve kapsayıcı lideri olarak öncü roller üstlenmeye devam edecek.

Bu anlamda en önemli fırsatı TÜRKONFED ile birlikte yürütmekte olduğumuz Anadolu Buluşmalarımızda görüyoruz. Burada amacımız, ülkemizin bugününe ve geleceğine dair fikirlerimizi, duygularımızı ve görüşlerimizi paylaşabileceğimiz sürdürülebilir bir platform oluşturmak. Anadolu’da, bölgelerimiz ve nihayetinde ülkemiz için birer mihenk taşı konumundaki illerimizde, ortak sorunlarımız için ortak aklı inşa etmeye devam edeceğiz. O ortak akıl ki, içinde bulunduğumuz dönemde tüm dünyada savaşa karşı barış; istikrarsızlığa karşı huzur; belirsizliklere karşı öngörülebilirlik için en kıymetli araç haline gelmiş durumda.

Demeçlerinizden birinde, Türkiye’yi gençlerin hayallerini kendi ülkelerinde gerçekleştirecek bir ülke haline getirmek için çalışacağınızı söylüyorsunuz. Bu noktada nasıl çalışmalarla çıkacak TÜSİAD karşımıza? Gelecek nesiller ve kendi geleceğimiz için hangi kavramları olmazsa olmazlarımız arasına almalıyız?

“Yeni Bir Anlayışla Geleceği İnşa” raporumuzda bahsettiğimiz gibi, gelişmiş, saygın, adil ve çevreci bir Türkiye için insan, bilim ve kurumları esas alan bir anlayışla gençlerimize hayal kurabilecekleri, potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri bir ülke ortamını sunabileceğimize inanıyoruz. Bu ortamı da ancak genç nesillerin bakış açılarını, düşünme ve öğrenme biçimlerini, yaşam tarzlarını göz önünde bulundurduğumuz adımlarla sağlayabiliriz. Hukukun üstünlüğü, özgürlükler, toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik ve kapsayıcılık, çevre ve iklim krizine duyarlılık taviz vermeden ilerlememiz gereken alanlar.

“Geleceğin İşleri” ve bu yönde yetkinliklerin geliştirilmesi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizin geleceği açısından da öncelikli konularımız arasında. Geçtiğimiz sene hayata geçirdiğimiz “İşim Gücüm Geleceğim Projesi” ile dijital yetkinliklerle donatılmış insan kaynağının gelişimine destek vererek gençlerin bu alanlarda istihdam olanakları ile buluşmalarına yardımcı olmayı amaçlıyoruz. 10 senedir sürdürdüğümüz “TÜSİAD Bu Gençlikte İŞ Var!” programı ile de girişimciliğe ilişkin farkındalığı ve yetkinliği artırmaya ve gençler başta olmak üzere toplumun her kesiminde inovasyon ve girişimciliği teşvik etmeye yönelik çalışmalar yürütüyoruz.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI HERKESE ÇOK ŞEY ÖĞRETTİ

Rekabetçi piyasa ekonomisi, toplumsal refah ve sürdürülebilir çevre dengesinin benimsendiği bir ortama yönelik çalışmalar sürdüreceğinizi söylüyorsunuz. Sürdürülebilirlik için en temel yapı taşı nedir sizce?

Gerek pandemi gerek Rusya-Ukrayna savaşı arz güvenliğini sağlamaya yönelik tedbirlerin ve tedarik zincirinin dirençli olmasının ne kadar kritik unsurlar olduğunu gösterdi. İklim değişikliğinin boyutlarını görüyoruz. Bu da bize yeşil büyümeyi önceliklendiren bileşenlerin bütüncül şekilde ekonomi modeli içinde yer alması ihtiyacını gösteriyor. Bu kapsamda üretim ve tüketimde kaynak verimliliğini her anlamda artırmaya gerek vardır. Teknoloji ile inovasyon da tüm süreçlere güçlü bir şekilde eşlik etmelidir.

Önceki haberSağlık turizmini marka haline getirmek için kolları sıvadılar
Sonraki haber‘Sürdürülebilir yarınlar’a ulaşma hedefiyle yatırımlara ara vermeden devam ediyor

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.