Ana Sayfa Şirket Haberleri Tüp dolumundan, dünya ölçeğinde LPG sektörüne

Tüp dolumundan, dünya ölçeğinde LPG sektörüne

0

İpragaz’ın 1962 yılındaki resmi açılış töreninde dönemin başta Enerji Bakanı’nın tüpgaza inanmadığını ve ocağın başına korumalarına nöbet tutturarak test ettiğini belirten Eyüp Aratay, “O günkü, törenle bir anlamda resmi olarak da başlayan LPG sektörümüz, şu anda dünya ölçeğinde ve örnek bir yapıya, hacme, kanuna sahip” dedi.

Bugün, özgün yapısı, kullanım hacmi ve özel kanunu ile Dünyanın en önemli ve örnek pazarları arasında yer alan Türkiye LPG sektörü gerçek anlamda, 1962 yılında ilk tüpün dolumu ile başladı. O dönem değerlendirilemediği için rafineri bacasından yakılarak salınan LPG’nin bugün dünya ölçeğinde bir sektörü dönüşümünün önünü açan ve ilk tüpün dolumunu gerçekleştiren İpragaz ise, 60’ıncı kuruluş yıl dönümünü kutluyor. İpragaz’ın 60’ıncı kuruluş yıl dönümüne yönelik düzenlediği basın toplantısı, İpragaz CEO’su Eyüp Aratay’ın ev sahipliğinde ve SHV Energy Yönetim Kurulu Üyesi Steven Sels ile Hollanda İstanbul Başkonsolosu Arjen Uijterlinde’nin katılımlarıyla gerçekleşti.

ARJEN UIJTERLINDE: “İPRAGAZ, HOLLANDA TÜRKİYE İKİLİ İLİŞKİLERİNİN GÜZEL BİR ÖRNEĞİ”

Hollanda İstanbul Başkonsolosu Arjen Uijterlinde “İpragaz’ın 23 yıldır SHV bünyesinde yer almasından dolayı gurur duyuyoruz. Bu gurur ayrıca Hollanda Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin güzel bir örneği. İpragaz Türkiye’de önemli bir ekonomik oyuncu. Ayrıca Türkiye, SHV’nin en büyük ikinci en büyük piyasası” dedi. SHV’nin sürdürülebilirlik politikasına ve bu alanda yaptıkları çalışmalara da vurgu yapan Başkonsolos, “Sürdürülebilirlik konusundaki tüm çalışmalarda işbirliğine açığız, bu alandaki faaliyetleri destekliyoruz” şeklinde konuştu.

Eyüp Aratay

STEVEN SELS: “SHV ENERGY 30 MİLYON MÜŞTERİYE VE 8.5 MİLYAR EURO CİROYA SAHİP”

SHV Holding’in 126 yaşında ve halen Hollanda’daki en büyük aile şirketi olduğunu vurgulayan SHV Energy Yönetim Kurulu Üyesi Steven Sels de konuşmasına şöyle devam etti:

“Grubumuz 1896 yılında kömür ticareti ile faaliyetlerine başlamış, ancak yıllar içinde faaliyetlerini çeşitlendirmiştir. Bünyemizdeki 8 şirket; SHV Energy, Makro, Mammoet, ERIKS, Nutreco, NPM Capital, Kiwa and ONE-Dyas ile enerji dağıtımından toptan satışa, nakliye faaliyetlerinden endüstriyel hizmetlere, özel sermaye sağlamadan test etme, denetleme ve belgelendirmeye (TIC) kadar farklı alanlarda hizmet veriyoruz. Çok uluslu bir yapıya sahibiz; 56.750 kişi ile 73 ülkede faaliyet gösteriyoruz.

SHV Energy ise, sürdürülebilir yakıtlar ile yenilenebilir enerji çözümleri alanında faaliyet gösteren dünyanın sayılı şirketlerinden biridir. Bugün; Amerika, Asya ve Avrupa’da pazar lideri LPG şirketlerine sahip olan SHV Energy’nin bünyesinde halihazırda İpragaz ile birlikte Calor, Liquigas, Primagaz ve Supergasbras gibi sektörlerinin önemli markaları bulunuyor. Enerjinin önde gelen küresel distribütörlerinden bir olarak, şu anda 16 bini aşkın çalışanımız ile 4 kıtada 23 ülkede 30 milyon müşterimize hizmet veriyoruz. 2021 yılında ciromuz 8.5 milyar Euro olarak gerçekleşti.

SHV Energy olarak kendimizi bir enerji dönüşüm şirketi olarak görüyoruz. Enerji dönüşümünde LPG, şu an için en önemli alternatif. Bugün temiz enerji olarak, 1.000’in üzerinde kullanım alanına sahip olan LPG, alternatif hidrokarbon yakıtlardan %20-50 arasında daha az CO2 salınımı yapmasının yanında, geleneksel yakıtlardan 5 kat daha verimli bir enerji kaynağı konumunda bulunuyor.

Yine ürünlerimizden biri olan LNG de temiz, verimli ve çok yönlü bir yakıt olarak, şu anda sanayiden ticari sektöre karayolundan deniz yolu taşımacılığına kadar pek çok alanda yakıt olarak kullanılıyor.

Bunun yanında bitki ve sebze atıkları gibi yenilenebilir hammaddelerden üretilen, yenilenebilir propan ve biyopropan olarak da adlandırılan BioLPG de önemli ürünlerimizden birini oluşturuyor. Kullanım ve performans olarak geleneksel LPG ile aynı özelliklere sahip olan BioLPG; CO2 emisyonlarını %80’e kadar azaltıyor.

rDME elde edecek proses için 1 milyar Euro’luk program yürütüyoruz

Ayrıca SHV Energy olarak, biyokütle, gübre, atık, tarımsal kalıntılar ve yenilenebilir malzemeler dahil olmak üzere fosil olmayan hammaddelerden türetilen biyo-bazlı ve yenilenebilir yakıtlara özel önem veriyoruz. Karbon nötr bir dünyaya geçişte merkezi bir rol oynayacağına inandığımız BioLPG, BioLNG, rDME, hidrojen ve amonyak, metanol ve yeni e-yakıtların, geleceğin yakıtları olacağını düşünüyor ve bu alanda çalışmalar yürütüyoruz. Örneğin rDME elde edecek proses yatırımı olarak 1 milyar Euro’luk bir program yürütüyoruz ve bu alanda dünyada pazar lideriyiz.

Odaklandığımız alanlar arasında sürdürülebilir yakıt grubunun yanı sıra İrlanda’da enerji verimliliği firmasını satın aldık. Aynı şekilde bina çatılarında güneş enerjisi alanında faaliyet gösteren Hindistan’daki bir şirketi de bünyemize kattık.

Yaptığımız tüm bu yatırımlar, tüm bu çalışmalar Türkiye için de çok anlamlı olacaktır.

Sürdürülebilirlik artık tüm şirketler için çok önemli bir konu. Biz de SHV Energy olarak, sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda 2021 yılı, bizim için dinamik ve başarılı yıl oldu. İklim değişikliğini azaltma çabalarımızın doğrultusunda daha fazla zaman ve finansal kaynak ayırarak, bu alandaki çalışmalarımızı hızlandırdık.

2022’de de CO2 emisyonlarımızın azaltılması da dahil olmak üzere Enerjiyi Birlikte Geliştirmeye hedefimiz doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz. Düşük karbonlu ve yenilenebilir enerji seçeneklerinin tedarikçisi olarak temel amacımız; mümkün olduğunca çok sayıda müşteri ve işletme için, daha temiz enerji kombinasyonlarını erişilebilir ve uygun maliyetli hale getirmek.”

Steven Sels

Türkiye’de olmaktan mutluyuz, uzun vadeli yatırımcıyız

Küresel yatırımcı olarak Türkiye ve mevcut pazar gelişmelerine de değinen Steven Sels, “SHV Energy olarak, Türkiye’de uzun vadeli yatırım yapmaktan gurur duyuyoruz. Gerek hacmi gerek yapısı gerekse de potansiyeli ile dünya ölçeğinde ve örnek LPG pazarlarından biri olan. Türkiye, SHV Energy için de değerli ve stratejik öneme sahiptir ve Dünya’daki en büyük ilk iki pazardan biridir. İpragaz ile 23 yıldır şunu gördük ki, Türkiye her koşulda krizlerden başarıyla çıkma, ayağa bakma becerisine sahip. Türkiye’ye kısa, dönemsel bir projeksiyonla bakmıyoruz. Türkiye’de uzun vadeli bir yatırımcıyız” açıklamasında bulundu.

EYÜP ARATAY: “LPG, RAFİNERİDE BACADAN SALINAN BİR ATIKKEN DEV BİR SEKTÖRE DÖNÜŞTÜ”

Dijital dönüşüm sürecini 2000 yıllında başlattıklarını, bugün 2,5 milyon müşteriye iPApp ile dijital bir platform üzerinden doğrudan hizmet verdiklerini belirten İpragaz CEO’su Eyüp Aratay, bu alanda 15 milyon Euro’luk yatırım yaptıklarını açıkladı. Ayrıca bu dönem Sağlık Emniyet Çevre Güvenlik alanındaki alt yapı yatırımlarına devam ettiklerini belirtti. LPG’nin Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda önemli bir geçiş yakıtı olduğunu vurgulayan Aratay, SHV’nin rDME’de olduğu gibi sürdürülebilir yakıtlar alanında kaydettiği gelişmelere, proseslerin geliştirilmesi ile birlikte İpragaz’ın da adapte olacağını belirtti.

İpragaz’ın 60 yıllık hikayesinden çarpıcı anekdotlar da aktaran, şirketin ve sektörün bugünkü durumunu özetleyen Eyüp Aratay, şunları söyledi:

“İpragaz’ın hikayesi, 1961 yılında Yücel Kurttepeli ve Almanya’da birlikte mühendislik okuduğu bazı müteşebbis arkadaşlarının otomatik kapı kilidi üretmek üzere Euroka Metal’i kurması ile başlıyor. İhtilal yılları olması sebebi ile izin süreçleri uzayınca, Derince’de kurulan fabrikada kısa bir süre radyo üretmeye başlarlar. Ancak rakipler hızla artınca, bu kez de Avrupa’daki ihtisasları esnasında kullandıkları tüplü LPG’yi doldurma fikri gelir akıllarına. 1961 yılında İzmit Yarımca Rafinerisi- İPRAŞ yeni hizmete girmiştir. Rafineride benzin, motorin üretimi sırasında ortaya çıkan LPG de o dönemde Türkiye’de böyle bir sektör olmadığından yakılarak, bacadan atılmaktadır.

EVLERDE YEMEK PİŞİRMEK KABUSTU

Aslında Türkiye’de LPG kullanımı, 1950’li yıllarda itibaren kısıtlı da olsa görülmekteydi. İzmir ve Adana’da bazı meraklı kişiler, Lübnan ve Yugoslavya’dan dolu tüp getirip, pazarlıyordu. Ancak o tüplere de çok kısıtlı bir kitle, imkan sahibi ve şanslı kişiler erişebiliyordu.

O, yıllara kadar evlerde yemek pişirmek ise, adeta bir kabustu. Genelde odun kömürü, çalı çırpı, daha modern evlerde de gaz yağı kullanılıyordu. Yemek pişirilirken ya gazyağı kokusu ya da kömür isi yemeğe siniyor ve bu nedenle de yemekler kokuyordu. Özellikle apartmanlar yaygınlaştıkça kömür yakmak da zorlaşmaya başladı. Bir de o dönemde sadece birkaç büyükşehrin bazı dar bölgelerinde, koktan üretilen metan gazı, çok az sayıdaki aboneye ulaştırılıyordu.

İşte böylesine bir dönemde İPRAŞ ile anlaşan Yücel Kurttepeli ve arkadaşları, 1961 yılında Yarımca’da açılan rafinerinin yanında arazide bugünkü İpragaz’ın temellerini atar. İş çevrelerinin ‘delilik’ dedikleri bu işe girişen Kurttepeli ve arkadaşları, Türkiye’de ilk tüpün dolumunu gerçekleştirir ve İpragaz adı ile satmaya başlar. Ülkemizde LPG’nin, rafineride bir atık iken bugün dünya çapında ve örnek bir sektöre dönüşüm hikayesi de işte bu ilk tüp dolumu ile başlamış olur.

Dönemin Enerji Bakanı inanamayınca test yapıldı

Türkiye’nin ilk LPG tesisinin resmi açılış töreni ise, 1 Nisan 1962’de dönemin 3 bakanın katılımıyla gerçekleştirilir. Açılışta Enerji Bakanı Fethi Çelikbaş’a; ‘Bu tüple 4 kişilik bir aile 30 gün boyunca yemek pişirebilir’ denilince Bakan, inanamaz ve bunun üzerine test yapılır. Yemeğe gidilirken tüp tartılır, bir ocak yakılır ve Bakan Çelikbaş, korumalarını başına nöbetçi diker. Dönüşte tüp tekrar tartılır ve belirtildiği kadar sarfiyat olunca Bakan Fethi Çelikbaş yine inanamaz ve korumalarına ‘başından ayrıldınız mı?’ diye sorar. ‘Hayır’ cevabını alınca şaşırır ancak inancını da ifade ederek, sonrasında LPG sektörünün başlangıcına ve gelişimine çok yardımcı olur.

Hollanda İstanbul Başkonsolosu Arjen Uijterlinde

Tüpgazı tanıtmak için muhtarlara bedava tüp ve ocak dağıtıldı

Ama tüpün toplumda kabulü o kadar kolay olmaz. İlk başlarda Türkiye’de LPG kullanımı bilinmediği için insanlar, tüpgaz kullanımına da ihtiyatla yaklaşır. Kurttepeli ve arkadaşları, bu sorunu aşmak için de pratik bir yöntem bulur. Türkiye’nin farklı noktalarındaki muhtarlara bedava tüp ve ocak dağıtılarak, birçok insanın tüple tanışması sağlanır. Nitekim, bir süre sonra halk tüpe alışmaya başlar. İnsanlar, tüpün hayatı kolaylaştıran çok önemli bir ürün olduğunun farkına varınca da sektör hızlı bir büyüme yakalar ve başka firmalar da LGP sektörüne girmeye başlar.

Şirketin yüzde 51’i sembolik bir rakamla TPAO’ya devredildi

Sektöre başka firmaların girmesiyle temin zorlaşır ve gaz bulma derdi çok önemli boyutlara ulaşır. Bunun üzerine Yücel Kurttepeli, bu hayati krizi aşmak için radikal bir karar alır. 1966 yılında şirketin %51’i sembolik bir rakamla Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı – TPAO’na devreder.

Süleyman Demirel çiftçilere alacaklarını bu parayla ödedi

1989’da Kamu Ortaklığı İdaresi, TPAO’nun hisselerini satmayı gündemine alınca İpragaz, bu hisselere talip olsa da ‘Yabancılara satılacak’ denilerek, reddedilir. Rastgele herhangi bir ortakla iş yapmak istemeyen Kurttepeli, bu kez elindeki %49’luk İpragaz hissesini 47 milyon dolara Fransız Primagaz’a satar. Primagaz, bu satıştan yaklaşık 2.5 yıl sonra ise, TPAO’daki hisseleri de 89 milyon dolara alıp, İpragaz’ın %100 sahibi olur. Hatta dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, 1991 seçimlerindeki vaadini tutar ve buradan gelen parayla çiftçilerin alacaklarını öder. 1999 yılına gelindiğinde Primagaz’ın da dünyanın en büyük LPG dağıtım firması SHV Gas tarafından satın alınmasıyla İpragaz, SHV Grubu’nun bünyesine katılır. Böylece özel sermaye olarak doğan İpragaz, daha sonra kamu – özel sektör ortaklığı, kamu – yabancı ortaklığı ve tamamen yabancı sermaye olarak bir şirketin görebileceği tüm evreleri geçirmiş olur.

Sadece 3 yönetici ile 61 yılı devirdi

İpragaz, kurumsal olarak öne çıkan bir önemli özelliği de kurulduğu günden bu yana yönetimde sağladığı istikrar ve 3 yönetici ile 61 yılı devirmesidir. İpragaz, son 30 yılında %100 yabancı sermayeli olmasına rağmen kurulduğu günden bu yana Türk yöneticilerden hiç vazgeçmedi.

Şirketin, kurulduğu 1961 yılından 2000 yılına kadar İpragaz’ın yönetimini Kurucusu ve ilk Başkanı Yücel Kurttepeli yürüttü, Kurttepeli’nin ardından 2000 yılında itibaren İpragaz’ın CEO’luğuna Selim Şiper getirildi. İpragaz, 2017 yılından bu yana da benim yönetimimde faaliyetlerine ve başarıyla devam ediyor.

Tüpçü olarak başladı, enerji şirketine dönüştü

1961 yılında tüplü LPG ile yolculuğuna başlayan İpragaz da arada geçen 62 yılda birçok ilke, yeniliğe imza atarak, sektöre öncülük yaptık. 1973 yılında ilk büyük tanklı dökme gaz hizmetini başlattık. Otogaz segmentinde de öncülük yaptık ve 1996 yılında Türkiye’nin ilk ruhsatlı otogaz istasyonunu Bursa’da hayata geçirdik. Sonraki yıllarda özel forklift tüpü, Marinegas, LPGPRO, CUTPRO, İZOPRO, BETOPRO gibi birçok yeniliğe imza attık. LPG’nin yanı sıra 2005 yılında LNG, 2012 yılında da elektriki ile hizmet verdiğimiz segmentleri çeşitlendirdik. 2013 yılında ise sıfırdan yarattığımız markamız GO’nun ilk yeni nesil yakıt istasyonunu açarak, 60 yıl evvel tüpçü olarak başladığımız şirket yolculuğumuzda, 4 temel enerji segmentindeki ihtiyaçları tek çatı altında karşılayabildiğimiz, komple çözümler sunabilen bir enerji şirketine dönüşmüş olduk.

Türkiye enerji sektörünün, köklü, güvenilir, öncü ve en önemli markalarından biri olarak; halihazırda GO, Bizimgaz, ExEnGaz, WorldGas, Sihirgaz, İpragaz Elektrik, Evas, Prins, Freepoint gibi her biri alanlarında güçlü, zengin markalar ile hizmet vermeye devam ediyoruz. Yılda 2,5 milyon tüp üretim kapasitesine sahip Evas, üretiminin yüzde 90’ından fazlasını 80’e yakın ülkeye ihraç ediyor. Evas dünyanın en büyük 5 LPG tüp üreticisinden biri konumunda.

İpragaz, geleneksel olarak Türkiye’nin en büyük şirketleri arasında yer almaya ve her koşulda sektöründe güçlü faaliyetler yürütmeye devam ediyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu-EPDK’nın verilerine göre, 2021 yılına bakacak olursak, tüplü gazda yaklaşık 209 bin ton ve %30’a yakın pazar payı ile ikinci, dökme gazda 48 bin tonu aşkın bir satış ve yaklaşık %50’lik pay ile lider konumdayız. Bu rakamlara, 2021 yılında gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 150 bin tonluk otogaz satışı da eklendiğinde, Türkiye LPG pazarı genelinde 407 bin tonu aşkın bir hacim ve %10.41’lik pazar payı ile üçüncü sırada yer alıyoruz.

2000 yılında tarihi zirve yaptı, 2001’de trajik düşüş başladı

Türkiye LPG pazarının gelişimine bakarsak, bizim kuruluş hikayemizle resmi olarak başlayan ülkemizdeki LPG kullanımı, sonrasında her geçen gün artamaya ve yaygınlaşmaya devam etti. Tüpgaz ticari ve sanayi kullanımı için çeşitlendı, onu dökme gaz takip etti ve daha sonra otogazın da eklenmesi ile sektör 2000 yılında tarihi zirve yaptı. 2000’de 4.5 milyon tona kadar ulaşan Türkiye’deki LPG tüketimi, 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz ve beraberinde LPG’ye uygulanan vergilerin arttırılmasıyla birlikte 3.6 milyon tona kadar düştü. Doğalgaz dağıtımının çok hızlı başlangıcı ile birlikte LPG pazarı, yaptığı tarihi zirvenin bir yıl sonrasında ise, bu sefer de trajik bir düşüş trendine girdi.

Ancak aynı dönemde otogazda başlayan hızlı ve güçlü büyüme, LPG tüketimindeki kaybı önemli ölçüde telafi etmeye başladı. Otogaz’daki bu gelişim, aynı zamanda Türkiye LPG pazarının yapısını da değiştirdi. O döneme kadar tüm dünyada olduğu gibi evsel kullanımın ağırlıkta olduğu Türkiye LPG pazarı, otogazın amiral gemisi olduğu bir sektöre dönüştü. Son 10 yılı aşkın süredir de Türkiye, LPG’li araç sayısı ve istasyon sayısında dünya lideri, otogaz tüketiminde ise, bazen lider bazen de ikinci sırada yer alıyor.

LPG sektörü 18 bin bayi, 100 bin çalışan ve 80 milyar TL büyüklüğünde

Baktığımızda 2001 yılında başlayan trajik düşüş, doğalgaz yayılımının azalmasıyla birlikte yerini, uzunca bir dönemdir +/- yüzde 1’lik küçük bir dalgalanma ile yatay sayılabilecek bir seyre bırakmış durumda. Türkiye LPG pazarı 2021 yılında, 2020’ye göre yaklaşık yüzde 1’lik artış ile 3.9 milyon tonun üzerinde bir hacimle tamamladı. 2021 yılı itibariyle toplam 77 lisanslı firmanın faaliyet gösterdiği Türkiye LPG sektörü, bugün 7.000 tüplü ve 11.000 otogaz bayi ile 10 milyon haneye tüp hizmeti ve 4.9 milyon otogazlı araca ikmal gerçekleştiriyor. Sektörümüz yaklaşık 100.000 çalışanı ile yıllık 80 milyar TL pazar büyüklüğüne ulaşmış durumda.

Türkiye’de tüketilen 3.9 milyon tonu aşkın LPG’nin yaklaşık 1 milyon tonu ülkemiz rafinerilerinde üretilirken, kalan 3 milyon tona yakın bölümü de ithalat ile karşılanıyor. İthalatın büyük bir bölümü, yaklaşık 2.000.000 tonu da Amerika ve Cezayir’den sağlanıyor. Rusya’nın ithalattaki payı 2020 yılında sadece yüzde 1.5 oldu. Ukrayna’dan ise, son yıllarda ithalat yapılmıyor. Yani, Rusya – Ukrayna savaşının Türkiye’nin LPG tedarikine etkisinin yok denecek kadar az olduğunu söyleyebiliriz.

AFETLERDE KARA GÜN DOSTU

Sürdürülebilir bir gelecek için de çok önemli bir enstrüman olan LPG, aynı zamanda afetler başta olmak üzere birçok olağanüstü durumda ‘Kara Gün’ dostu olarak öne çıkıyor. Mobil bir enerji kaynağı olmasının getirdiği avantaj sayesinde deprem başta olmak üzere afet zamanlarında çok önemli bir görev üstleniyor. Bunu 2011 yılındaki Van ve 2020 yılında yaşadığımız Elazığ ve İzmir depremlerinde de gördük. Gerek Türkiye LPG Derneği olarak gerekse de İpragaz olarak, deprem bölgesinde ilk günden itibaren afetzedelerimizin hem pişirme hem de ısınma ihtiyaçlarına çözüm olduk.

Ukrayna’daki savaş, Türkiye’de LPG’nin önemini daha ortaya koydu

LPG’nin ‘Kara Gün’ dostu özelliğini son olarak da Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte bir kez daha gördük. Bu savaşla birlikte ortaya çıkan petroldeki tedarik sıkıntıları ile LPG’nin üstlenebileceği rolün önemi çok daha net ortaya çıktı. LPG’nin bu öneminin; enerjide dışa bağımlı olan ülkemiz için olduğu kadar dünya enerji güvenliği için de görülmesi ve üzerinde durulması gereken bir konu olduğu düşüncesindeyiz.

LPG, sürdürülebilir bir gelecek için temiz enerji olarak öne çıkıyor

Dünya LPG Birliği-WLPGA tarafından sunulan raporlarda ise LPG, muadillerine oranla çok daha düşük karbon ve partikül salınımı ile doğa ve çevre dostu bir enerji kaynağı olarak kabul ediliyor. LPG, aynı zamanda ‘Temiz Enerji’ kaynağı olmasının yanında, hava kalitesine olumlu katkı yapan, ulaşılabilir ve taşınabilir bir yakıt olarak, ciddi bir stratejik öneme sahip. Ülkelerin enerji stratejilerinde, arz güvenliği açısından çok önemli bir yer tutan LPG’nin, bugün pek çok ülkede kullanımı teşvik ediliyor.

Avrupa Birliği’nin de geleceğin yakıtları arasında gösterdiği LPG; ayrıca yüksek enerji verimliliği, rafineri ve doğal gazdan üretimi, temin kaynaklarının çeşitliliği, kaynaklara bağlı arz güvenliği, düşük emisyonlu ürün olması, sağlıklı, sürdürülebilir, verimli ve yenilikçi olması, uzun yıllarca dayanacak yeterli rezervlere sahip olması ve sahip olduğu nitelikleri ile de fosil enerji kaynaklarından ayrışıyor.

Tüm bunlar da kömür, doğal gaz, dizel, benzin, fuel-oil ve biyokütle türevi alkoller dahil olmak üzere diğer yaygın yakıtlardan daha fazla olan avantaja sahip olan LPG’nin; önümüzdeki yıllarda da sürdürülebilir bir enerji kaynağı olmaya devam edeceğini gösteriyor.

Türkiye’nin, 2053 net ‘0’ emisyon hedefi için LPG en önemli seçenek

LPG, ekolojik kazanımlar ve sürdürülebilir bir gelecek için olduğu kadar Türkiye’nin büyüyen enerji ihtiyacı için de çok önemli bir alternatif konumunda bulunuyor. Ülkemizin gelişen enerji ihtiyacının karşılanmasında, enerji kaynaklarının sağlığı ve çeşitlenmesinde LPG’nin çok daha aktif bir rol üstlenebileceğine inanıyoruz.

Bunun yanında yine ülkemizin imza attığı Paris İklim Anlaşması, bize çok önemli sorumluluklar getiriyor. Türkiye’nin bu anlaşma ile koyduğu hedefler; 2030 yılına kadar sera gazı emisyon artışını %21’e kadar düşürmek ve 2053 yılında da bunu tamamen sıfırlamak. Türkiye’nin, 2053 net ‘0’ emisyon hedeflerine ulaşabilmesi için ise, LPG güçlü bir alternatif enerji kaynağı olarak, öne çıkıyor. Bu hedeflere ulaşmak ve çocuklarımıza daha iyi bir dünya miras bırakmak istiyorsak, LPG bizim için en önemli seçenek olarak ortada duruyor.

Küresel LPG pazarı 300 milyar dolara ulaşmış durumda

LPG, bugün dünyada artan kullanım alan çeşitliliği ile yenilenebilir enerji ile birlikte en hızlı büyüyen enerji kaynaklarından birini oluşturuyor. Dünya LPG Derneği’nin (WLPGA) 2021 yıllı raporuna göre, 300 milyar dolara ulaşan küresel LPG sektöründe, 2021 yılında dünya genelinde toplam LPG üretimi 329 milyon ton olarak gerçekleşti. Özellikle küresel ısınma, iklim krizi, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve ülkelerin 2050’ye kadar karbon salımını sıfıra indirme hedefleri nedeniyle önümüzdeki 10 yılda tüketimin daha da yaygınlaşacağı ve yıllık bazda 375 milyon tonu aşacağı tahmin ediliyor.

LPG’nin en çok tüketildiği alan evsel kullanım, en çok tüketen bölge ise Asya Pasifik

Dünya genelinde sürekli büyümeye devam eden LPG, bugün 1.000’i aşkın zengin kullanım çeşitliliği ile yemek pişirmeden ısınmaya farklı kıtalarda milyarlarca insanın hayatını iyileştiriyor. Dünya LPG Birliği-WLPGA’nın verilerine göre, LPG’nin %44’ü evsel alanda, %28’i petro-kimya sektöründe, %11’i endüstriyel-sanayi, %8’i otogazda, %8’i rafinerilerde ve %1’i de tarımda kullanılıyor.

LPG, evsel kullanımda en çok; ocak ve fırın, ızgara, barbekü, ısıtma, pişirmede, çim biçme, su pompalama, klima, aydınlatma ve mobil güç- elektrik üretimi, doğalgaz yedekleme ve dengelemede kullanılıyor. Kimya ve endüstriyel sektörde ise, kimyasal maddelerin üretiminde hammadde olarak, cam şekillendirme, seramik imalatı, aerosol, tuğla, kimya, plastik, kauçuk, ahşap, mobilya, enerji, gıda, metal, maden, kâğıt, tekstil endüstrileri ile yapı sektörü, jeotermal enerji santralleri ile trafik ve demiryolu inşaatlarında kullanılıyor.

LPG, rafinerileri kullanımında ham petrol arıtma işlemleri sırasında hammadde ya da yakıt olarak, tarım alanlarında mahsullerin kurutulması, ilaçlanması, sulanması, yabani ot ve haşere ile mücadelede kullanılıyor. Kara, deniz, hava ve demiryolunda da aktif olarak kullanılan LPG; binek araçlar, taksi ve otomobil, otobüsler, hafif ticari araçlar, bagaj arabaları, forkliftler, kayış yükleyiciler, çekiciler, sıcak hava balonları, tekne ve özel yatlarda yakıt olarak, demiryollarında ise metal eritme ve vagon ısıtmalarında kullanılıyor.

Küresel ölçekte LPG’nin en fazla tüketildiği yerlerin başında ise, %45 ile Asya Pasifik ülkeleri geliyor. Bu bölgeyi; %17 ile Kuzey Amerika ve yine aynı oranla Avrupa-Avrasya ülkeleri, %9 ile Ortadoğu, %8 ile Güney ve Orta Amerika ülkeleri ve %4 ile de Afrika kıtası takip ediyor.

Teknoloji ile birlikte kullanım alanları çeşitliliği de artıyor

Günümüzde tarımdan kozmetiğe, endüstriden ulaşıma, sanayiden sağlığa pek çok alanda kullanılan LPG’nin, gelişen teknoloji ile birlikte dünya genelindeki kullanım alanları da sürekli artıyor. Kolay erişilebilen, mobil, verimli ve temiz bir enerji kaynağı olan, doğalgaz boru hatlarının ulaşamadığı bölgelerde bile ideal pişirme, ısınma ve su ısıtma aracı olarak kullanılan LPG, bugün artık çim biçme makinesinden jeneratöre, deniz motorlarından motosikletlere kadar birçok yeni alanda da kullanıma başlanmış durumda. Özellikle üçüncü nesil dönüşüm ile birlikte LPG’nin otomotiv sektöründeki kullanım oranları da hem ülkemizde hem de dünyada genelinde artamaya devam ediyor. Bazı markalar, fabrika üretiminde bile müşterilerine yakıt türünde LPG’yi bir seçenek olarak sunuyor. Dünya LPG Birliği-WLPGA’nın 2021 raporuna göre; dünya genelinde LPG’li araç sayısı 27.6 milyon adete ulaşmış durumda. Üstelik bu sayı her geçen yıl daha da artıyor.”

Önceki haberİDDMİB’de Çetin Tecdelioğlu dönemi
Sonraki haberTSKB’de yeni atamalar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.