Ana Sayfa Yazarlar Şirketlerin dijital markalaşma odağında sorumlulukları

Şirketlerin dijital markalaşma odağında sorumlulukları

107
0

90’lı yıllarda tohumu atılan ve ilkel örneklerine rastlanan, 2000’li yılların başlarından itibaren olgunlaşmaya başlayan, 2010’lu yıllarda sistemleşen 2020’li yıllarda ise bambaşka boyut kazanan “dijital”e dair serüven hız kesmeden sürerken, işletmeler ise halen geleneksel kavramlarla ve stratejilerle markalaşmaya çalışıyor.

Yazan: Mürsel Ferhat Sağlam

Mevlana’nın bir şiirindeki mısrada; “şimdi yeni şeyler söylemek lazım” ifadesi geçer. Günümüz insanı, dijitalleşmenin ve teknolojinin de etkisiyle aslında her an bir “yeni” ile karşı karşıya kalıyor. Fakat yine de “yeni şeyler söylemek lazım”ın anlamı halen çok büyük. Çünkü her ne kadar dijitaldeki ve mobil teknolojideki ilerlemeler sürse de Türkiye’de işletmeler “yeni”yi öyle çabucak benimseyemiyor.

Mesela e-ticaret, kurumsal blog, online eğitim/toplantı, dijital pazarlama veya freelance çalışma gibi dinamikler Türkiye’de daha Mart 2020’den sonra farkındalık kazandı. Eğer koronavirüs salgını olmasa ve salgın tedbirleri kapsamındaki kapanmalar yaşanmasa belki bunlara dair bilinç halen sağlanamayacaktı. Öte yandan günümüzde çok sayıda firma hala e-ticarete geçmiş değil. Veya var olan web siteleri güncellikten uzak. Ayrıca online alışveriş konusunda tüketiciler de hala çok çekimser. Kısacası dünyanın gerisindeyiz. Daha da kötüsü; koronavirüs sürecinde önem kazanan e-ticaret, dijital pazarlama, freelance veya online eğitim gibi olgular yine sıradanlaşmaya ve önemsenmemeye başlandı. Oysa eğer Türkiye’den dünya markaları çıksın istiyorsak veya geçen sayıda bahsettiğim gibi dünyanın en büyük markaları (Global 500) arasında Türk markaları olmalı diyorsak, muhakkak yeni şeyler söylememiz lazım. Bunun için öncelikle literatürü beslemeli ve kavramsallaştırmalar yapmalıyız. Örneğin “dijital markalaşma” gibi… 2010’lu yılların ortalarından itibaren başlayan çalışmaları 2018 sonrasında hızlandırarak “dijital markalaşma” odağında bir kavramsallaştırma yaptım. Literatüre katkı sağlayan ve globalleşmeye müsait böylesi bir aksiyonun elbette ki öncelikle Türkiye’deki akademik hayata ve iş dünyasına yarar sağlamasını istiyorum. Bu bağlamda birçok akademik ve sektörel çalışma yaptık. Bu makalede bahsedeceğim ipuçları da o çalışmaların özünü teşkil ediyor.

“Dijital markalaşma”nın uygulanabilirliği için işletmelerin temel manada üç sorumluluğu vardır. Bu sorumluluklar ve açıklamaları ise şöyle;

Departman Dönüşümü: Günümüzde geleneksel kavramlardan devşirilerek oluşturulan departmanlar artık dijital teknolojiyi anlamaya ve bu odakta aksiyon almaya yeterli değil. O nedenle işletmelerin birinci önceliği “Dijital Markalaşma Departmanı” kurmak olmalı. Bu çatı departmanın altında “Dijital Pazarlama” ve “Marka İletişimi” olmak üzere iki alt ana departman planlanmalı.

Sürekli Eğitim: Şirket içi sürekli eğitim politikası ile sürekli değişen ve dönüşen dijital markalaşma dinamiklerine dair çalışanlar sürekli olarak bilgi-lendirilmelidir. Eğitimler hem fiziksel hem de online olarak tasarlanmalı ve temel – ileri seviye olmak üzere 2 aşamalı olarak gerçekleştirilmelidir.

Stratejik İş birliği: Firmalar, günümüz ticaret hayatında rekabeti paydaşlığa taşıyacak aksiyonlar almalıdır. Bu aksiyonları dijital kanallar aracılığıyla olgunlaştırabilir, dijital markalaşma dinamikleri vasıtasıyla da konumlandırabilirler. Bu durum işletmelere hem kurumsal sürdürülebilirlik hem de sektör liderliği kazandıracaktır. Sonuç olarak; dijital markalaşma odağında üç yazılık bir dizi hazırladık ve teoriden pratiğe farkındalık dolu bir yolculuk yaptık. Böylece hem yeni bir kavram olan dijital markalaşma ile tanıştık hem de bu kavram odağında kurumsal hangi aksiyonları alabileceğimizi anladık.

Önceki haberAdriyatik’in incisi: Karadağ
Sonraki haberŞanlıurfa’nın dünyaya açılan lezzet kapısı: Cevahir Han

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.