Ana Sayfa Sektörel Panorama Pırlanta gibi bir yatırım

Pırlanta gibi bir yatırım

0

Pırlanta ve mücevher sektörünün lideri Zen Pırlanta, 80 milyon TL yatırımla Avrupa’nın en büyük pırlanta fabrikasını Türkiye’de açmaya hazırlanıyor. 2 bin kişiye istihdam sağlaması planlanan fabrika ile Türkiye’nin pırlanta ihracatı da ciddi oranda artacak. Zen Pırlanta Yönetim Kurulu Başkanı Emil Güzeliş, “ Bu yatırım hem iç piyasaya satış, hem de ihracatımıza katkı sunacak. Türkiye artık dünyada bir pırlanta merkezi olacak” dedi.

Pandemi sürecini nasıl geçirdiniz ve gelecek hedefleriniz neler?

Zen olarak temmuz ayında rekor satış rakamlarını yakaladık. İnsanlar pandemi nedeniyle evlenemediler. Evlilikler temmuza ertelendi. Keza alışverişler de öyle oldu. Bu nedenle satışlarda bu artışı yakaladık.

Kapanma nedeniyle e-ticaret satışlarınızda nasıl bir değişiklik yaşandı?

Pandemiyle beraber tüm sektörlerde olduğu gibi bizde de alışverişler online tarafına kaydı. Uzun zamandır online satış yapıyoruz ve buna göre altyapımızı da sürekli geliştiriyoruz, online satışlarımız sektördeki diğer firmalara göre çok daha güçlü. Çünkü yaptığımız kesintisiz iletişimle markamıza duyulan güven yıllar içinde arttı. Şu anda satışlarımızın yüzde 5’i online. Tabii mücevherde fiziki olarak görüp satın alma alışkanlığı ağırlığını devam ettiriyor.

Zen Pırlanta Yönetim Kurulu Başkanı Emil Güzeliş

EN BÜYÜK MÜCEVHER FABRİKASI

Yeni yatırım düşünülüyor mu?

2002 yılında Çin’de 2 bin kişinin çalıştığı bir fabrika görmüştüm. Çok özenmiştim ona, şimdi o hayalimizi gerçekleştiriyoruz. Biz mevcutta Türkiye’nin en büyük mücevher fabrikasına sahibiz, 420 kişi çalışıyor. Ancak bunu bir adım daha ileri götürmek istedik. Bu kez Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise sayılı fabrikalarından birini inşa ediyoruz. İnşaatın temelleri atıldı, 2023 yılında taşınıyoruz. 2 bin kişinin istihdam edileceği bu fabrikayı 80 milyon TL’lik bir yatırımla hayata geçiriyoruz. Burada amacımız; Türkiye’yi bir pırlanta merkezine çevirmek. Globalde bu işi en iyi yapan ülkeler; Hong Kong, Çin ve İtalya. Biz de bu lige Türkiye’yi de sokmak için yatırım yapıyoruz. Ayrıca bu fabrikamızda eğitim vererek sektördeki nitelikli eleman sorununa da bir çözüm bulmuş olacağız.

Hem iç piyasa hem de alışveriş için Türkiye’ye gelen turistlere hizmet verecek olan bir yatırım bu. ‘Kuyum turisti’ adında bir kitle var. Yalnızca mücevher ve pırlanta almak için seyahat edenlerden bahsediyorum. Türkiye’de böyle bir açığı kapatmak ve kuyum turistini ülkeye çekmek gibi bir fikir var mı?

Tam olarak bu. Biz Türkiye’ye mücevher ve pırlanta alan turistleri çekmek istiyoruz. Bu tür yatırımlar da bunun için yapılıyor. Ülkemizin mücevher ihracatı 3 milyar dolar seviyesinde. Dünyadaki pasta ise 200 milyar dolar… Arada ciddi bir fark söz konusu. Bu şekilde üretim artarsa, tüm dünyaya pırlanta satacağız. Bizim ilk hedefimiz ihracat rakamımızı 1 milyar dolar artırmak. Sadece perakende olarak görmemek lazım, fuarlara kuyum ve pırlanta toptancıları da geliyor. Bu kitle de ciddi bir potansiyel.

PIRLANTA ARTIK LÜKS DEĞİL

Katma değerli ihracat konusu önemli. Yeni yatırımınız ile ülke ekonomisine nasıl bir katkınız olacak?

Türkiye’deki ihracatın kilogram fiyatı 1.5 dolar seviyesinde. Pırlantada bu rakam 2 bin dolar. Dolayısıyla pırlanta, Türkiye’nin en katma değerli ihracatı… Bizim gibi fabrika ve yatırımların artması ülke ekonomisine ciddi katkı sunacak.

Pırlanta artık lüks tüketim olmaktan çıktı diye düşünüyorum…

Pırlanta artık lüks değil, ulaşılabilir bir lüks haline geldi. Bunu bir yatırım olarak da düşünmek lazım. Örneğin evlenirken, beyaz eşya alışverişi yapılıyor. Ama bir kullanım ömrü var. Ancak bir pırlanta yüzüğü çocuğuna dahi bırakabilirsin. Bir yadigâr gibi düşünmek lazım. Evliliklerde olmazsa olmaz hale geldi. Listede mutlaka yeri var.

Dediğiniz gibi, pırlanta evlilik teklifinin anahtarı haline geldi. Peki kabul edilebilir veya ortalama satılan pırlanta kaç karat ve fiyatları ne kadar?

Türkiye’de 1 karat büyük bir oran. Tabi orada kaliteye göre fiyat değişiyor. En yüksek kalitesi 20 bin dolar, en düşük kalite 2 bin dolar. Temizlik ve renk etkileyici unsurlar. Bizim ortalamamız 1 karat 40 bin TL. Ama birkaç yıldır 20 bin TL’lik 1 karatlık pırlantalar da satılmaya başlandı. Şimdi artık renk veya temizlik değil, büyüklük daha önemli hale geldi.

Mağazalaşma süreci nasıl ilerliyor?

Yurt içinde 80, yurt dışında; ABD’de 1, Almanya’da 3, Birleşik Arap Emirlikleri’nde 3, Kuveyt, Katar, Arnavutluk, Fas, Peru ve Bulgaristan’da 1, Irak’ta 3, Kıbrıs’ta 3 mağazamızla Türkiye’nin en büyük pırlanta mağazaları zincirine sahibiz. Avrupa ve Orta Doğu’nun en büyük üretim kapasitesi bizde. Aynı zamanda New York, Antwerp, Dubai ve Düsseldorf’da bulunan ofislerimizle dünya üzerinde birçok bölgeye ihracat yapıyoruz. Dünyanın en büyük elmas firması De Beers grubunun pırlanta markası Forevermark’ın Türkiye’deki tek lisans ortağıyız. Türkiye genelinde 80 mağazası olan Zen Pırlanta, 2020’de yeni AVM’lere girerken diğer taraftan küçük mağazaların metrekaresini büyüttü. Eskiden 50 metrekare olan mağazaların büyüklükleri 100 ile 220 metrekareye ulaştı. Bu yıl İstanbul Akasya AVM ve İzmir İstinye Park’ta exclusive konseptli iki mağazası açılacak. Yurt dışında Fas, Makedonya, Slovakya ve Katar’da yeni mağazalar açıldı. 2020 yılını 700 milyon TL ciroyla kapattık. Hedef bu rakamın üzerine çıkmak.

Farklı sektörlere girmeyi planlıyor musunuz?

Bir yıl kadar önce, uzun süredir üzerinde çalıştığımız yepyeni bir ürünümüzü mağazalarımızda sunmaya başladık. “Diamond” parfüm. Kadın ve erkekler için hazırlanan Diamond parfümün, aynı pırlantalar gibi kalıcı olmasına özen gösterdik. Parfüme olan ilgi oldukça yüksek. Denemek için mağazalarımıza gelenlerin tamamı parfümümüzü satın alıyor. Burada Zen’e ait bir buluş da gizli. Diamond parfümü ve pırlantayı birlikte hediye etmek için özel tasarlanmış bir sunuma da imza atıyoruz. Parfüm ve mücevheri aynı kutuda şık bir şekilde hediye edebiliyorsunuz. Önümüzdeki aylarda parfüm koleksiyonumuzu genişletmek üzere çalışıyoruz, çok güzel sürprizler geliyor.

Türkiye’deki ekonomik durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs ekonomileri derinden etkiledi. Bu süreçte ülkemiz de sorunlar yaşadı. Türkiye ekonomisini dünyadan ayrı tutmak mümkün değil. Belli sektörler, örneğin yeme-içme krizin en büyüğünü yaşadı. Ama maske veya temizlik ürünü üretenler için de fırsat oldu. Ülkemizde kriz var, dünya güllük gülistanlık değil. Daha kötüye gideceğini düşünmüyorum, toparlanma başladı. Doğru yatırımı yapan, doğru karar alan ayakta kalmayı başarıyor.

Önceki haberGüçlü bir ihracat kenti GAZİANTEP
Sonraki haberAsırlık lezzet Hafız Mustafa 1864

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.