Ana Sayfa Otomotiv Otomobilde gelecek; otonom sürüş ve elektrikli motor

Otomobilde gelecek; otonom sürüş ve elektrikli motor

0

Artık birbirleriyle ve çevreleri ile konuşabilen otomobiller arttıkça, şehirlerin de ona göre şekilleneceğini belirten Audi Genel Müdürü Kerem Güven, “Uzun vadede otonom sürüş ve elektrikli motor teknolojilerinin daha yaygın olacağı bir gelecek bizleri bekliyor“ diyor.

Değerli Türkiye’de İş Dünyası okurları, bu aydan itibaren her ay sizlerle otomotiv sektörünün nabzını tutacak konuklarla röportajlar yapacağız, yöneticisi oldukları markaları ve sektörel görüşlerini sizlere aktaracağız. Ocak sayımızın konuğu, premium markalardan Audi Genel Müdürü Kerem Güven…

Otomotiv sektörü dünyada önemli bir değişim ve dönüşümden geçiyor. Dünyada otomotiv sektörüne dair yeni trendler neler?

Özellikle pandemiyle birlikte tüm dünyada bireysel mobilite de önem kazandı. Bu da zaten markaların stratejileri içinde olan dönüşüm ve gelişme planlarını çok daha hızlı uygulamaya almalarını beraberinde getirdi. Günümüzün trendleri olan çevreci, otonom ve bağlantılı araçlar, dijital iş modelleri ve inovatif fikirler önümüzdeki dönemde yol haritalarının belirleyicileri olacak. Büyük bir dönüşüm sürecinden geçen otomotiv sektöründe, Audi olarak tam da bu dönüşümün içinde yer aldığımızı söyleyebilirim. Sadece 12 yıl içinde Audi tamamen elektrikli olacak; bu son derece iddialı bir hedef. Böylesine kararlı ve sağlam bir yol haritası izleyen Audi, dönüşüme de son derece hazır. Audi olarak biz karbon nötr mobilite konusunda hızlı yol alıyoruz. Karbonsuz mobiliteyi etkinleştirmek, günümüzün en belirleyici sorunlarından biri. Stratejik hedef olarak da 2030 yılına kadar yılda 3 milyon aracın teslimini planlıyor. Ürün yelpazesi, tüm temel segmentlerde, tutarlı bir şekilde elektrikli otomobillere dönüştürülüyor. Ancak bununla birlikte, halen devam eden içten yanmalı motorlar konusunda da üretiminin bitirileceği son güne kadar, pazardaki en dinamik ve verimli motorları sunmaya da devam edecek. Audi’nin müşterilerine gelecekte nasıl modeller sunacağının en önemli sinyalleri, üç yenilikçi konsept modelle verildi. Ki bunlardan ikisinin tanıtımı yapıldı. Üçüncü konsept de 2022 yılının ilk çeyreğinde çıkacak…

İlk konsept Audi skysphere, ikinci konsepte ise, IAA Fuarı’nda da sergilenen Audi grandsphere. Üçüncü model ise, Audi urbansphere. İsimlerindeki ortak terim “Sphere“ yani küre, markanın gelecekte odaklandığı alanı da gösteriyor. Artık tasarımlar iç mekandan başlayacak. Tüketiciler, otomobillerinin içinde yeni bir deneyim dünyasını, bütünsel dijital bir ekosistemi yaşayacaklar. Audi, SPACE FRAME, quattro, matrix LED farlar ve e-mobilite gibi sektöre kazandırılmış birçok yeniliğin patentine sahip ve gelecekte de bu yönde ilerleyecek. Marka, yeni mobilite çağında, mottosu “Vorsprung”u, yalnızca birinci sınıf mühendislik, son teknoloji tasarım ve etkileyici bir dijital deneyim olarak tanımlamıyor ve sadece araç bazında düşünmüyor. Gelecekte, çevredeki altyapı da dahil olmak üzere bütüncül mobilite çözümlerine daha fazla odaklanıyor. Audi’ye göre önümüzdeki 10 yıllık süreç otomotiv endüstrisindeki en zorlu dönem olacak. Bu çerçevede araçlardaki yazılıma ve otonom sürüşe sürekli artan bir odaklanma içinde olan marka, E-mobilitenin yanı sıra, Volkswagen Grubu stratejisinin odak noktaları olan, bağlanabilirliği, dijital hizmetler ve dahili olarak programlanmış sistemlerin kullanımını da genişletiyor. Gelecekte araç sahipleri araçlarının versiyonunu yükseltebilecek, alt sistemleri güncelleyebilecek ya da kurabilecek.

Audi Genel Müdürü Kerem Güven

OTOMOBİL MARKALARI GELECEKTE SATIŞ STRATEJİLERİNİ OTOMOBİL SATMAK DEĞİL, DİJİTAL SERVİS VE UYGULAMA SATMAK OLARAK BELİRLEYECEK. MARKALARIN BUGÜNDEN BU DİJİTAL DÜŞÜNME TARZINI BENİMSEMELERİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM.

DEĞER ZİNCİRİNDEKİ HER HALKA OPTİMİZE EDİLİYOR

Peki, tüm dünyada yaşanan pandemi Audi’nin önceliklerinde değişikliğe neden oldu mu? Planlar ve hedefler belirlenen yönde mi ilerliyor?

Biraz önce de belirttiğim üzere, pandemi beraberinde bireysel mobilite konusunu gündemin en üstüne taşıdı. İn- sanlar, sağlıklarını düşünerek toplu taşımalardan kaçınmaya başladı ve bu yönde alım kararları ortaya çıktı. Zaten tüm dünyada üreticilerin stratejilerinde yer alan elektrifikasyon konusu da bu dönemde önceliklendirildi ve hazırlıklarını yapan markalar, geleceğe yönelik planlarını açıklamaya başladı.

Audi, 2026 yılından itibaren yalnızca elektrikle çalışan modelleri pazara sunmayı planlıyor. 2033 yılına kadar içten yanmalı motor üretimini de aşamalı olarak kaldıracak. Sıfır karbonlu mobilitede güçlü bir marka olabilmek adına, değer zincirindeki her halkayı optimize ediyor. Hatta biraz evvel de altını çizdiğim konuda, yenilenebilir enerjinin genişlemesine de büyük önem veriyor ve bu yönde ciddi çalışmalar gerçekleştiriyor.

ARAÇ SAYISININ 2050 YILINA KADAR ÜÇ KATINA ÇIKMASI BEKLENİYOR

Artık bu segmentte patronlar yeşil ekonomiyi benimsemiş vaziyette. Yakın gelecekte patronlar çevreci elektrikli araçlara mı binecekler?

İklim değişikliği, tüm dünyada birçok sektörü olduğu gibi otomotiv sektörünü de dönüşüme yönlendiriyor. Günlük hayatın önemli parçalarından biri olan otomobillerin ve diğer transfer araçlarının küresel ısınmada önemli etkisi olduğu görüşü hakim. BM tarafından hazırlanan bir rapora göre, dünya genelindeki özel araç sayısının 2050 yılına kadar günümüzün üç katına çıkması bekleniyor. Bu da beraberin- de dünyanın küresel ortalama sıcaklık artışını 2 derecenin altında sınırlandırma kabiliyetini de ciddi şekilde azaltacak bir karbon kirliliğine neden olması anlamına geliyor. Bunun doğal sonucu olarak alternatif temiz yakıtlara, elektrikli otomobillere yönelim başladı.

AB ve ABD, CO2 salımı değerlerinin aşılması durumunda ceza uygulanmasını devreye aldı. Bu bir anlamda üretici firmaları, elektrikli ve hibrit otomobil üretimine teşvik sayılabilir. Üreticiler, yakıt açısından daha verimli, düşük emisyon değerlerine sahip olacak teknolojilere büyük ya- tırımlar yaptılar. Bir yandan da elektrikli otomobil üretimi için düğmeye bastılar. Düşük CO2 emisyon değerlerine sahip model satışlarının artırılması teşvik edildi. Avrupa pazarında bugün elektrikli otomobil payının Avrupa Birliği’nde, yılın üçüncü çeyreğinde toplam pazara oranla yüzde 39,6’ya ulaştığını görüyoruz.

Tüm dünyada hızla artan çevreci araç sayısı ülkemizde henüz küçük paylara sahip. Bunu artırmak için ne yapılması gerekiyor?

Bu noktada, top yekün bir hareketin olması gerektiğine inanıyorum. Hali hazırda tüm üreticilerin yol haritalarını artık çevreci, elektrikli otomobillere yönelttiği günümüzde, ülkemizin de bu değişimin bir parçası olması en büyük temennimiz. Ülkemizin üreteceği ilk yerli otomobilin de elektrikli bir model olarak tasarlanması bu anlamda son derece umut verici. Ancak elbette Avrupa ülkelerindeki seviyelere gelebilmek için önemli yatırımların da bir an önce yapılıyor olması gerekli. Amaç, yollarımızdaki elektrikli otomobillerin payında bir artış sağlamaksa, bu araçların kullanacağı yenilenebilir kaynaklardan üretilecek elektriğin payının da artırılması gerektiğini düşünüyorum.

Bir otomobilin kullanım aşaması, yakıt veya elektrikli fark etmeksizin, müşteri tarafından kullanıldığı tüm süreyi kapsıyor ve bu, bir otomobilin yaşam döngüsü boyunca ürettiği emisyonun en çok olduğu dönem. Elektrikli araçlar için, onları şarj etmek için kullanılan elektrik önemli bir faktör. Ancak şu an ülkemizdeki şarj noktaları hala her yerde mevcut değil. Yenilenebilir enerji kaynaklarının endüstriyel ölçekte genişletilmesi de bir sonraki adımımız olmalı.

İş insanları, patronlar Premium segmentte niye Audi’ye tercih etmeli? Ve hangi modelleri?

Yönetici otomobillerinde riskler genel olarak yüksektir; çünkü tüm müşteri grupları arasında en talepkar olanlarının bu gruba giren iş insanları olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, bu insanlar için birçok kriter, iş hayatına olumlu veya olumsuz etki edebilir. Bir yönetici olarak, maliyetler düşünüldüğünde kullanım ömrü boyunca ekonomik olması; otomobil içinde geçirdiği zamanı düşünüldüğünde lüks, konforlu, sessiz, bağlanabilir ve teknolojik olması; kullanım sırasında keyifli, güvenli olması, kullanıcı dostu, dijitalleşmiş, yardımcı sürüş destek sistemleriyle otonom imkanına sahip olması gibi birçok özellik belirleyici oluyor.

Audi markası tüm süreçlerinde, müşterilerinin hayatlarını kolaylaştırmak istiyor. Onlara kendilerine ayıracakları zamanı yaratıyor, çevreleriyle bağdaştırıyor ve onlara sürdürülebilir çözümler ve benzersiz deneyimler sunuyor. Bu açıdan baktığınızda, Audi ürün gamında yer alan modellerin hemen hepsinin, iş dünyasının hemen her kesime uygun bir model yelpazesine sahip olduğumuzu söylemek çok mümkün.

Ancak buradan, Audi sadece bu kitleye uygun modeller üretiyor gibi bir sonuç da çıkmasın. Aksine, Audi DNA’sı bu noktada kendini belli ediyor: modellerin tasarımdan, kullanım özelliklerine kadar tüm taleplere verdiği cevaplar, bağlanabilirlik özellikleri, teknolojinin imkanlarını kullanıcısına veya yolcularına sunabilmesi gibi bir dizi faktör, modellerimizin çok yönlülüğünü ortaya koyuyor.

Belirttiğiniz modellerimizden Audi Q8 ve Audi A6 bu noktada iyi birer örnek.

Q8 dört kapılı lüks bir coupé’nin zarafetini, büyük bir SUV’nin pratik çok yönlü kullanım özelliğiyle birleştiriyor. Zengin donanımı, kapsamlı bağlantı ağı ve off road sürüşler için sunduğu güven ve sürüş konforu bu modeli hem iş yaşamı hem de boş zamanlardaki seyahatler için iyi bir yol arkadaşı yapıyor. Aynı şekilde A6; tasarımı, verimliliği ve sportifliğiyle sınıfının en iddialı modellerinden biri. Özellikle iş hayatında tercih edilmesi haricinde, atletik yapısıyla da sportif yaşam tarzını benimseyenler için ideal bir otomobil.

Önceki haberGücümüzü ürünün kaynağına sahip olmaktan alıyoruz
Sonraki haberKonforlu ve teknolojik ideal makam aracı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.