Ana Sayfa Söyleşi İstanbul’un üçü bir arada yaşam merkezi

İstanbul’un üçü bir arada yaşam merkezi

0

Çevreci bir anlayışla ziyaretçilerinin tüm ihtiyaçlarına cevap veren bir yaşam merkezi olarak kurgulanan Aqua Florya; odağına eğlence, alışveriş, konaklama, gastronomi ve turizm unsurlarını oturtarak İstanbul’un sembol yapılarından biri olma misyonunu sürdürüyor. Aqua Florya ile entegre bir yapıda olan ve dünyanın en büyük tematik akvaryumu İstanbul Akvaryum ise; 17 bin canlıya kucak açarak, gerçek bir amazon yağmur ormanından oluşuyor. 2016 yılında Crowne Plaza Florya otelinin açılışını gerçekleştirerek komplekslerini tamamladıklarını söyleyen Aqua Florya İcra Kurulu Üyesi ve İstanbul Akvaryum Genel Müdürü Dilek Çapanoğlu, İstanbul için üçü bir arada bir yaşam merkezi sunduklarına dikkat çekiyor.

Sıradan alışveriş merkezi anlayışını yeniden kurgulayarak yepyeni bir konseptle misafirlerinin karşısına çıkan Aqua Florya Alışveriş ve Yaşam Merkezi, eğlence ve alışveriş keyfini bir arada sunuyor. Merkezin en büyük çekim gücü ise   Haziran   2011’de   açılan dünyanın en büyük tematik akvaryumu olan İstanbul Akvaryum’u bünyesinde bulundurması İstanbul Akvaryum 7 milyon litre su hacmi ile dünyanın en büyük tematik akvaryumu olmakla birlikte Türkiye’nin de en büyük akvaryumu olma özelliğine sahip. İçerisinde 17 bin canlının olduğu, 17 farklı tematik alan ve gerçek bir Amazon yağmur ormanından oluşan, tam anlamıyla bir deneyim fabrikası diyebileceğimiz bir tesis. Uluslararası arenada Türkiye ve İstanbul’un en önemli simgelerinden biri olan tesiste devasa kum kaplanı köpekbalıkları, birbirinden farklı türde vatozları, rengarenk tropik balık türleri, zehirli ok kurbağaları, denizatları, soğuk iklim Gentoo penguenleri ve daha saymakla bitmeyen bir çok canlı ile karşılaşılıyor.

Geçtiğimiz aylarda “İstilacılar” isimli belgesele de ev sahipliği yapan merkez, son dönemde denizlerimizdeki yayılımları oldukça artan aslan balığı ve balon balığı gibi istilacı türler konusunda bilgi vermesi ve iklim değişikliği, denizlerin ısınması gibi mevcut sorunlara çözüm yolları sunması açısından oldukça önemli bir bilimsel çalışmaya imza atmış oldu.

Bu çok özel mekânı ve “İstilacılar” belgeselini Aqua Florya İcra Kurulu Üyesi ve İstanbul Akvaryum Genel Müdürü Dilek Çapanoğlu ile konuştuk.

Aqua Florya İcra Kurulu Üyesi ve İstanbul Akvaryum Genel Müdürü Dilek Çapanoğlu

Aqua Florya değişik konsepti ile alışveriş ve yaşam merkezlerine yeni bir soluk getirdi. Bu fikir nasıl oluştu ve gelinen noktada halkın ve ziyaretçilerin ilgisi nasıl?

Aqua Florya Ekim 2012 yılında İstanbul’un en seçkin lokasyonlarından biri olan Florya’da açıldı. Merkezine eğlence, alışveriş, konaklama, gastronomi ve turizm unsurlarını oturtmuş; İstanbul’un en önemli cazibe merkezlerinden ve sembol yapılarından biri olması hedefiyle projelendirilen; akvaryum, alışveriş merkezi ve otelden oluşan komplekste Aqua Florya; çevreci bir anlayışla tüketicilerin tüm ihtiyaçlarına cevap veren bir yaşam merkezi olarak kurgulandı. 57 bin metrekare kiralanabilir alandan oluşan 160 mağazası ve denize sıfır konumu ile İstanbul’un en çok tercih edilen alışveriş merkezlerinden biri haline gelen Aqua Florya’da şu an yüzde 100 mağaza doluluğuna sahibiz. Aqua Florya ile entegre İstanbul Akvaryum ise Haziran 2011 yılında kapılarını ziyaret açtı; 2016 yılında Crowne Plaza Florya otelimizin açılışlarını da gerçekleştirerek kompleksimizi tamamladık.

DÜNYANIN EN BÜYÜK TEMATİK AKVARYUMU

İstanbul Akvaryum’u ağırlıklı kimler ziyaret ediyor? Yabancı ziyaretçilerin ilgisi nasıl?

İstanbul Akvaryum dünyanın en büyük tematik akvaryumu olmakla birlikte Türkiye’nin de en büyük akvaryumu olma özelliğine sahip. İçerisinde 17 bin canlının olduğu, 17 farklı tematik alan ve gerçek bir Amazon yağmur ormanından oluşan, tam anlamıyla bir deneyim fabrikası diyebileceğimiz bir tesis. Pandemi öncesi dönemde yılda 1,5 milyona yakın yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlıyorduk. Son durumu değerlendirecek olursak aşılanmalar sayesinde eskiye benzer bir hareket olduğunu söylemek mümkün. Özellikle pandemi döneminde evlerinde sıkılan ve ailesiyle birlikte farklı bir etkinlik yapmak isteyen ziyaretçilerimizin İstanbul Akvaryum’a yoğun ilgi gösterdiğini görüyoruz. Bunun en büyük nedenlerinden birinin de insanın her ne olursa olsun sosyalleşme ve yeni şeyler deneyimleme ihtiyacının asla tükenmeyecek olmasıdır. 7’den 70’e, yerli ve yabancı fark etmeksizin akvaryumu ziyaret eden kişilerde çevre bilinci oluşmasını desteklemek, doğayı ve canlıları korumaya yönelik farkındalık yaratmak en önemli misyonlarımız arasındadır.

Başarılı projelere imza atmış bir isim olarak yatırımcılara ve özellikle kadın girişimcilere tavsiyeleriniz neler?

Türkiye kadın istihdamına baktığımızda iş hayatına katılan kadınların yüzde 28-29 oranında olduğunu görüyoruz. Erkek egemen iş dünyasında bir kadın olmanın da zorlulukları epeyce fazla. İş dünyasına dair yetiştiğimiz toplumun kodları ve yapısı itibarıyla oturmuş kalıplar mevcut ve bu nedenle cinsiyetimiz yaptığımız işlere göre kategorize edilmeye çalışılıyor. En başta kadınlarımız kendilerini özgürce ifade etmekte kısıtlanıyor ve aynı zamanda ürettikleri katma değerin karşılığını eşitlik ilkesi çerçevesinde alamıyorlar. Ben 30’lu yaşlarımın başında üst düzey yöneticilik yapmaya başladım ve kadın çalışan sayısı yüksek bir ekip ile çalışıyorum.

Genç yaşta sorumluluk almanın güzel olduğu kadar riskli ve zorlu yanları da olsa gerek…

Evet güzel şeylerle birlikte zorlu süreçlerden de geçtim ve pek çok kadının da benim yaşadığım zorluklarla karşılaştığını gördüm. Özellikle sosyal ve kültürel ortamda kadın rollerinin kalıplaşmış olması, kadınların finansal kaynaklara erişiminin daha zor olması, sermaye yetersizlikleri gibi konular girişimci kadınlarımızın önünü bir hayli tıkıyor. Kadınlara; günün sonunda hedeflerine ulaşmak için başta kendine olan inancını korumayı öğrenerek, çevredeki tüm olumsuz koşullandırılmalardan sıyrılarak bir amaç belirlemelerini tavsiye ediyorum. Her gün bu amaçlarının üzerinde, etrafında, sağında solunda düşünmeleri gerekecek. O yüzden amaçları ister girişimcilik ile ilgili olsun ister eğitimleri ile ilgili olsun isterse kurumsal hayatta ilerlemek olsun fark etmez, kendilerini iyi tanıyarak muvaffak olacaklarından emin oldukları bir amaç sayesinde karşılarına çıkan zorluklara rağmen yürümeye devam etme gücü bulurlar. Bunun yanında muhakkak kadınlarımızı destekleyen derneklere ve STK’lara üye olmalarını, kadın dayanışmasının yoğun olduğu networklerde bulunmalarını öneririm. Açıkçası 21. yüzyılda artık biz kadınlar hangi işi yaparsak yapalım ne olursak olalım iş dünyasında kendimizi kabul ettirmek gibi bir zorunluluğumuz olmadığını çok iyi biliyor ve bunun karşılığını bekliyoruz. Yani bu kıyaslamaların olmadığı, kadınların kendilerini iş dünyasında kabul ettirmeye çalışmadan erkeklerle eşit koşullarda çalıştığı bir dünyanın çoktan var olması gerektiğini düşünüyorum.

İstanbul Akvaryum olarak çevre bilinci adına nasıl bir misyonla hareket ediyorsunuz?

İstanbul Akvaryum, bir şehir akvaryumu olarak ana misyonunu denizlerdeki ekosistem, deniz canlıları ve çevre temizliği konusunda 7’den 70’e tüm insanları bilgilendirmek, farkındalık oluşturmak ve nesillerin sürdürülebilirliği çalışmalarını gerçekleştirmek olarak belirlemiştir. 17 bin kara ve deniz canlısına ev sahipliği yapan İstanbul Akvaryum’a gelen ziyaretçiler, binlerce farklı canlı türü hakkında bilgi edinmekte ve bu canlıları görme imkânına sahip olmaktadırlar. Aynı zamanda deniz kaplumbağaları tedavi ve rehabilitasyon merkezi olarak da faaliyetlerine devam etmektedir.

“İSTİLACILAR BELGESELİ İLE FARKINDALIK OLUŞTURDUK”

“İstilacılar” belgeselinin çekimleri istanbul akvaryum sponsorluğunda gerçekleşti. Bu belgeselin detaylarından da biraz söz eder misiniz?

Belgeselimiz, son dönemde denizlerimizdeki yayılımları oldukça artan aslan balığı ve balon balığı gibi istilacı türler konusunda bilgi vermesi ve iklim değişikliği, denizlerin ısınması gibi mevcut sorunlara çözüm yolları sunması açısından oldukça önemli bir bilimsel çalışma oldu. Akvarist ekibimiz ile belgesel çekimlerine 24 saat süren dalışlar gerçekleştirerek operasyonel olarak da destek verdik. Dalışlarımızda aslan balığının hareketlerini ve davranışlarını kameralarla kayıt altına aldık. Belgesel çalışmamız, son dönemde gündemimizde olan aslan balığı ve balon balığı gibi istilacı canlıların yerel türlere, ekosisteme olan etkilerini ve bunlarla nasıl mücadele edebileceğimizi anlatması açısından çok önemli. Biz de bir şehir akvaryumu olarak denizlerimizle ilgili böyle bir sorun hakkında farkındalık oluşturan “İstilacılar” belgeselini her aşamasında destekledik.

Pandemi ile başlayan yeni dönemde AVM’ler olarak sizler neler yaşadınız?

Neredeyse yüz yılda bir insanlığın karşılaşabileceği Covid-19 gibi olağanüstü bir deneyim yaşadık. Özellikle bu dönemde AYD ve üye alışveriş merkezleri büyük bir özveri ile çalışarak bu süreci en hasarsız şekilde atlatmak adına dünyada örneği az rastlanır fedakarlıklar gösterip stratejiler geliştirerek aksiyonlar aldı. AVM yatırımcıları ve perakendeciler birbirlerini destekleyerek hasarı asgari seviyede tutmaya çalıştı. Günün sonunda tünelin sonundaki ışığa hep beraber varabildik. Açılmalar ile birlikte alışveriş sektörü özellikle geçtiğimiz yaz sezonu boyunca çok yüksek cirolar yakaladı ve AVM’lerdeki ayak basma sayılarında yüksek geri dönüşler yakalandı. Temennimiz aşılanmaların tamamlanmasıyla birlikte, Covid-19’a karşı gelişmeye devam eden sosyal bilinç vasıtasıyla vatandaşlarımızın gerekli kurallara uymaya devam etmesi ve eski günlerdeki cirolarımızın çok üzerinde rakamlara sektörce ulaştığımızı görmek.

Önceki haberFiyat istikrarı komitesi üçüncü toplantısını gerçekleştirdi
Sonraki haberPegasus ‘sürdürülebilir çevre’ anlayışıyla ilk uçuşunu gerçekleştirdi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.