Ana Sayfa Söyleşi Başkanlarla 3 soru 3 cevap

Başkanlarla 3 soru 3 cevap

416
0

Gıda sektörünü konunun en yetkili isimlerinden biri olan İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz’a sorduk. Sektörü ve ekonomik konjonktürü değerlendiren Kopuz, ayrıca bu sene 97. yaşını kutlayan Türkiye’nin en aktif Ticaret Borsası İSTİB’i ve çalışmalarını da Türkiye’de İş Dünyası dergisine anlattı.

1.Türkiye’nin en büyük Ticaret Borsası unvanına sahip İstanbul Ticaret Borsası olarak Türkiye’yi uluslararası ticaret ve markalaşma konusunda nerede görüyorsunuz?

Uluslararası ticaretimiz Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerinde ve sürekli artıyor. Bunun ilk nedeni son 20 yılda yatırım ortamının sürekli iyileştirilmesi, Turquality gibi küresel markalaşmayı destekleyen projeler ve son zamanlarda da kur avantajı.

Ancak Türkiye’nin hedefleri çok büyük… 500 milyar dolar ihracat hedefi için çok çalışmalıyız. Özellikle katma değerli ürünler konusuna yoğunlaşmamız gerekiyor. Örneğin gıda sektöründe yeni trendlere uyumlu adımlar atmakta geç kalınmamalı. Bugün tüm dünyada sağlıklı gıda ürünlerine talep artıyor. Bir başka deyişle insanlar yaşamsal fonksiyonlarını düzenleyen gıdalara yöneliyor. Diğer taraftan glutensiz, vegan beslenme gibi kavramlar başta Amerika kıtası olmak üzere Avrupa’da popüler bir hale geliyor. Yüksek potansiyelimizi bu gidişata yönelik stratejilerle desteklememiz ve markalaşmamız gerekiyor.

2.Üyelerinizi farklı platformlarda geliştirmek adına yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? Mesleki gelişimde sorunları nasıl aşacağız?

Günümüzde iş dünyasının en önemli sorunlarından biri yetişmiş eleman. Maalesef eğitim sistemi iş dünyasının ihtiyaçlarına uygun vasıflarda eleman yetiştirmekte zorlanıyor. Bu konuda çok büyük adımlar atıldı ve bu sorunun çözüleceğine inanıyoruz. Bu doğrultuda Milli Eğitim Bakanlığı ile Borsa olarak biz de bazı ortak projeler için çalışıyoruz. Ayrıca bünyemizde kurduğumuz ve uzun yıllardır başarı ile devam ettirdiğimiz “İSTİB Akademi” aracılığı ile eğitimler düzenliyoruz.

Güvenli 2023 İstanbul Projesi eğitimleri, gıda işletmeleri için yasal sorumluluklar ve benzeri birçok konuda yıllardır ücretsiz eğitimler düzenliyoruz. Düzenlemeye de devam edeceğiz. Bu eğitimlerin yanında üyelerimizin ve sektörümüzün sorunlarının tespitini yapılması ve çözüm önerilerinin ilgili makamlara iletilmesi için düzenli toplantılar gerçekleştiriyoruz.

3.İSTİB üyelerinin birçoğu gıda sektöründe faaliyet gösteriyor. Siz Türkiye’de gıda sektörü ve zirai üretim yapan firmaları başarılı buluyor musunuz? Gıda sektörünü dünya perspektifinden incelediğimizde ilerleme hızları yeterli mi?

Türkiye’de tarım ve gıda sektörünün en önemli sorunu geleneksel yöntemlerdir. Son yıllarda giderek terk edilse de aslında az üretim ve az kazançla sonuçlanan yöntemler bunlar.

Tarımda verimsiz ve hatalı yatırımlarla, yanlış araç gereç kullanımıyla ve hatalı gübre ve ilaçlama nedeniyle üretim düşüyor, karlılık azalıyor. Buna plansız üretimi de eklediğinizde üretici her yıl farklı bir hayal kırıklığı yaşıyor. Üreticimizin çalışkanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verdiği teşvikler, hibeler sayesinde tarımsal üretimimiz her yıl artsa da bence hala potansiyelimizin çok altında mahsul alıyoruz.

Her zaman ısrarla ve bıkmadan söylüyorum, tarım en az savunma sanayi kadar stratejik bir sektördür ve önemi her geçen yıl artıyor. Bizim şansımız bunun farkında olan bir Hükümetimiz var. Ancak tarımsal üretimimizi artırmak amacıyla teşviklerin yanında uzun vadeli stratejik planlamalara, yoğun bir üretici denetimine ve eğitimine de ihtiyaç var. Artık doğrudan sahaya giderek denetim yapmak eğitim vermek de gerekmiyor. Yüksek teknolojili uygulamalar, uydu görüntüleri ve İHA’lar bu alanda daha verimli olarak kullanılabilir.

Borsa Aktüel dergimiz, web sitemiz ve sosyal medya hesaplarımızla, hem üyelerimizin yeni iş fırsatlarından yararlanmaları için duyurular yapıyor, hem de sektörle ilgili gelişme ve bilgiler içeren rapor ve istatistiklerden haberdar olmalarını sağlıyoruz.

Bizim burada tek gayemiz üyelerimizin değişen çağa ayak uydurabilmelerine yardımcı olmak. Zira eski iş yapış yöntemleri ile varlığımızı korumamız mümkün olmaz.

Hem tarım hem de gıda sektörü için önümüzde bir an önce odaklanmamız gereken AB Yeşil Mutabakatı süreci de var. Bu konuda her bakanlık ve birçok kurum sektörleriyle ilgili çalışmalar yapıyor. Ancak bu çalışmaların bir çatı altında değerlendirilmesi için geniş katılımlı bir şura yapılması iyi olacaktır.

Hem iklim krizi hem verimsiz eski usul üretim yöntemleri hem de toprak kalitesinin giderek düşmesi gıda arzının yeterince artmasını engelliyor. Öte yandan gıda talebi de sürekli artıyor. Yeşil Mutabakat ise karbon salınımının azalmasını gerektiriyor. Kısaca işimiz çok zor. Ancak imkânsız değil. Türkiye son 20 yılda büyük bir dönüşüm geçirdi. İklim krizinin derinleştirdiği gıda sorununu da çözebileceğimize ve dünyaya örnek olabileceğimize inanıyorum. Devletimizin bu alanlarda bize kılavuz olacağından, vereceği destek ve teşvikler sayesinde bu ilerlemeyi sağlayacağımızdan hiçbir şüphem yok.

Önceki haberDaha yaşanabilir bir dünya için geldik
Sonraki haberTürkiye’de İş Dünyası 3’üncü sayısını Galataport İstanbul’da tanıttı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.